14 Nis 2018

ÖNCE DOSTUMUZ VE SONRA: BİLGİ BİRİKİMİ, KÜLTÜR- FİKİR ALANINDA AĞABEYİMİZ AHMET FİKRET TEKE’NİN ARDINDAN SAYGIYLA.. -Mehmet Ali Erdin-


Ahmet Fikret TEKE: Kâzım Teke oğlu, Zile 1934 doğumlu, Ahmet Fikret Teke 11.04.2018 Çarşamba günü Zile’de vefat etti, aynı gün Erenler Mezarlığı’nda toprağa sırlandı. Yüce mevlâmızdan dileğimiz o’dur ki: Mekânı cennet olsun...
1950’li yılların sonuna doğru Zile’de yayınlanan gazetelere fıkra türüne yakın yazdığı kısa makaleleriyle Demokrat Parti ve iktidarı lehine yorumlar yapardı. Şiire meraklı, okuyan yazan, seçkilerini yayınlayarak Zile’lilere bilgi-kültür katkısında bulunmaya çalışan olumlu, kibar, ciddî kişiliği ile kendini sevdirmiş, hiçbir konuda hiç kimsenin (siyaseten de olsa) tepkisine sebep olmamış bir şahsiyetdi. Yakın arkadaşları Kemal Köknel, Mehmet Kağızman, Burhan Cahit Büyükispir, İhsan Eryiğit, Fikret Tarhan, Hüseyin Hoşcan, Kemalettin Aydın, Hüseyin Özkösem, Osman Çetin, Hayati Eryiğit gibi dönem arkadaşlarıydı. Çok iyi bir gazete okuyucusu, Türkiye çapında siyasî olaylar, etkinlikler takipçisi olarak 1955 yılından vefat tarihine kadar bilgi birikimi yüksek, yorumlarında tarafsız ve dürüst idi.. Zile gazetelerinde yayınladığı yazılarında “spiker” mahlasını kullanırdı.
1960 yılının sonunda Zile Kültür Derneği’ni kurmak için Fikret Tarhan’dan davet alanlar [Fikret Tahran ile işbirliğine katılanlar (müteşebbis heyet) içinde] Eczacı Suphiye Seher Gerçek, Op.Dr.Süleyman Kihtir, Tüccar Gültekin Serezli, Öğretmen İlyas Tekkökoğlu, Öğretmen Ahmet Kemal Tarhan, Öğretmen Mustafa Kundak, Çiftçi Fuat Sezgi, Öğretmen Mahmut Sayınalp, Teknisyen Remzi Sezgi, Öğretmen Muhittin Kılıç gibi Zile’nin yüz akı kişilerdi. Elbette bir yıl ve sonrasında yapılan Olağan Genel Kurul Toplantılarında Dernek Yönetimi yeniden seçiliyor, müteşebbis heyetimizdeki kişilere yeni görev arkadaşları ekleniyordu. Kuruluşundan sonra İlk iki yıl genel kurullarında Zile Kültür Derneği Yönetim Kurulları kadrosuna yeni katılanlar: Avukat Osman Uğurel, Avukat Osman Çetin, Tüccar Ahmet Fikret Teke, Öğretmen Hüseyin Özver, Sanayici Bahri Ayter, Öğretmen Hakkı Ural (Uşaklıgil), Öğretmen Mehmet Özyavuz, Öğretmen Ahmet Özceylanoğlu, Terzi Şemi Emekdar, Çiftçi Fuat Sezgi idi. Bu muhterem zevatın içinde yer alan Ahmet Fikret Teke aktif olarak ön planlarda çalışmasa da ismen destek olmaktan, fikir katkıcısı olmaktan geri kalmaz, Zile’de kurulan derneklerin, tertip komitelerinin görev listesinde adı geçerdi.
Ahmet Fikret Teke Kişisel çekişmelerden ve içinde bulunanlardan uzak durur, herkesi saygınlığa davet eder tarzdaki havasını, tavır ve tutumlarıyla hemşehrilik, tanışıklık, dostluk sürdürme klasını her zaman her yerde sürdürürdü. Hiçbir zaman (benim de çok dikkat ettiğim) ‘ne şiş yansın ne kebap’ politikası içinde nabza göre şerbet verme eğilimi göstermez, olumsuz gördüklerini karşı tarafın anlayış ve kültür seviyesine göre yorumlamaya, sert tutumlarla karşı tarafa fark atmaya, haksızlık sendromu içine sokmaya çalışmazdı. Eşi Yıldız hanım da Turhal’dan Zile’ye gelen gelinler içinde sevgi-saygı kazanmış, sempatik, kibar komşumuz, ablamızdı.
Ahmet Fikret Teke, Türkiye çapında siyasî tarih ve olaylar analizi yapacak güce, şiir- edebiyat alanında sentezler yapacak birikim gücüne ve yazma yeteneğine sahip olmasına karşın, yayınladığım kitap, dergi ve gazetelere söz vermesine rağmen katkıda bulunamadı. Erken yaşlarda yalnız kalması, geçirdiği rahatsızlıklar, ailesi ve efradı ile ilgilenmek zorunda kaldığı sahiplenmelerden vakit ayıramamış olabileceğine ihtimal çoğalttığım için zaman zaman hatırlatmalarda bulundum fakat sitem etmedim. Keşke yazsaydı, yazabilseydi, bu güne ve geleceğe çok şey katmış olacaktı.
Ahmet Fikret Teke’nin beğendiği ve takip ettiği şairlerden Konya’lı Namdar Rahmi Karatay 24.11.1896’da Kütahya’da doğmuş, 26.8.1953’de İstanbul’da vefat etmişti. Namdar Rahmi Karatay 1925-1928 yıllarında Paris’de Psikoloji eğitimi almış Konya Lisesi, Ankara Gazi Terbiye ve İstanbul Çapa Kız enstitülerinde öğretmenlik yapmış, 1952'de emekliye ayrılmıştı. Hasan Pulur bir yazısında onun için: “Namdar Rahmi, hakkı yenen bir hiciv şairi, heccavdır, 1930 ve 1950 yılları arasında yazdıkları pek bilinmez, duyulup yayılmamıştır.” Derken, Doğan Hızlan da “Başka kimsenin yazısında adı anılmamış. Günübirlik yaşayan toplumun unutulanlar listesi uzundur. (...) Namdar Rahmi, hicivlerini halk deyimleri üzerine kurmuş.. Şiirinin yaygınlık kazanmasının bir sırrı da budur.. Keskin, ardında bir yaşama felsefesi olan Karatay, toplumsal hicvin en usta örneklerini vermiş ...” diyordu ve bu özelliklerini Zile’den bir Ahmet Fikret Teke biliyordu; Namdar Rahmi Karatay’ın hayranı idi.
Namdar Rahmi Karatay Fecr-i tîcilerin tesirinde şiirler yazıyordu ve çok tutulan mizahî şiirleriyle çok ünlü idi. Zekâ, Felsefe Mecmuası, Millî Mecmua, Servet-i Fünûn, Ocak, Hak Yolu, Fen ve Felsefe, Yeni Fikir gibi dergi ve gazetelerinde yazılarını, şiirlerini yayınlıyor, şiirlerinde çarpıklıkları, hayal kırıklıklarını işliyordu.. Sanıyorum ki Zile’de o günlerde Namdar Rahmi Karatay’ı tek bilen (veya ben rastlayamadım) Ahmet Fikret Teke ağabeyimizdi. Bu konu sohbetlerimiz içinde mutlaka sözünü açtığım ve Ahmet Fikret Teke ağabeyimin birkaç söz söylemesine yol açtığım aramızda özel bir konuydu.
Ne denir? Ölüm var!.. Çaresiz kaldığımız andır ölüm.. Ardından ölümün yol açtığı ayrılık var!.. Var ama ahde vefa ve gönüllerimizdeki yer itibariyle aramızda hiçbir zaman ayrı-gayri olmayan, samimiyetle yaşadığımız sürece de unutamayacağımız, sevgimizle, saygımızla anacağımız bir ve biricik Ahmet Fikret Teke ağabeyimiz var!..
Yüce Allah’dan rahmetler diliyor, seçkin şahsiyeti, aziz hâtıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Aile bireylerine, tüm yakınlarına, arkadaşlarına, dostlarına sihhat mutluluk içinde uzun ömürler diliyorum.
Ahmet Fikret Teke’yi anlatmaya çalışırken, yanı sıra adlarını sıraladığımız ebediyete intikal etmiş değerli dostlarımıza büyüklerimize de Yüce Allah’dan rahmetler diliyor, manevî varlıkları önünde saygıyla eğiliyorum.
***
Ahmet Fikret Teke ağabeyimin yayınladıkları arasında çok sevdiği mizahî tarzdaki şiirlerinden birisi de “Geçti Bor’un Pazarı” şiiri idi.. Burada yayınlayarak Namdar Rahmi ve Ahmet Fikret Teke’nin ruhuna, Zile’lilerin dikkatine sunuyorum:

Başta kavak yelleri estiği günler hani?
Beklediğin nişanlar, şerefler, ünler hani?
Aradığın sevgili, şanlı düğünler hani?
Selvi gibi ümitler döndü birer iğdeye
 Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye!

Sende cevher var imiş bunu herkes ne bilsin!
Kimler böyle züğürdün huzurunda eğilsin?
Şöyle bir dairede müdür bile değilsin!
Ne çıkar öğrenmişsin mesahayı pi diye
Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye!

Gönül ne çalgı ister, ne eğlence ne de dans
 Ne güzel kadınların önlerinde reverans
Kapandıkça kapandı bunca yıldır kahpe şans
İhtiyarlık gölgesi perde çekti dideye
Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye!

Hiç yorum yok: