28 Kas 2016

GELİN… "Bekir Altındal"


TRT Belgesel kanalı için Zile Karacaören köyünde çekilen SIRAÇ belgeselinin iki bölümü yayınlandı. İstanbul’da yapılan galasına da katılmıştım.
Belgeselde beni en çok etkileyen “Ebe” rolündeki sanatçının “gelin gitme” sahnesi verilmeden önceki sözleriydi. Tam hatırlamamakla birlikte “Oğul, ana kucağından, baba ocağından, hiç bilmediğin bir yere, bir eve gidiyorsun. Ben de gelin oldum, bu duyguları yaşadım…” derken gözlerinden süzülen yaş, Zile’de, Anadolu’da, özellikle 1980-1990’lar öncesi özellikle köylerde, ataerkil ailelerde gelin giden genç kızların dramının özeti gibiydi…
Bilirsiniz, eski Zile düğünlerinde gelin oğlan evine indiğinde, küp kırılır, çerez içinde para atılır, v.s… Bunları anlarım, bir sebebi vardır, adettir… Ancak büyüklerin yanında çoluk çocuk kim varsa bunların elleri geline öptürülürdü… Bugün düşünüyorum da nasıl bir adettir? Bundan murat nedir? Bir türlü bir yere koyamıyorum. Nasıl bir adettir ki gencecik bir gelin kıza böyle bir küçültücü davranış reva görülür.
Huyunu huşunu bilmediği, eşini dahi doğru dürüst tanımadığı, yabancı ele, köye gitmenin ne olduğunu, ne ile, nasıl bir davranış ile karşılaşacağını bilmediği bir eve gitmenin ne demek olduğunu, bunları yaşamış gelinler bilir…
Gelin gittiği ataerkil ailelerde hep birlikte oturulur, çalışılır, yenir içilir. Gelinler zaten çok küçüktür. Kayınbaba, kayınvalide, görüm/görümler, kayınbiraderler herkes geline karışır. Söz hakkı yoktur. Koca da ailesine söz söyleyemezse ezilir gider o Gelin…Doğduğu, çocukluğunu, genç kızlığını yaşadığı köyüne, mahallesine, ana-baba evine bayramlarda gitmesi de kayınpederin, kayınvalidenin, eşinin iki dudağı arasındadır...
İşin dramatik tarafı, taze geline bu şekilde davranan kayınvalide, kendi kayınvalidesinden, kayınpederinden, görüm ve görümler de kendi kayınvalidesinden ve kayınpederinden aynı baskı ve davranışı görmüşlerdir. Buna rağmen aynı davranışların sürdürülmesinde behis görmezler… Daha acısı Gelin, kocasından, zaman zaman da kayınpederinden, kayınvalidesinden, azar işitme yanında dayak bile yer… O Yüce Peygamber'in eşlerine bir pıtlık (fiske) bile vurmadığı bilindiği halde...
Gelin, kocası ile ayrı bir eve çıkmak istese, burnundan getirilir. İşin garibi, kendi gelini ile oğlunu yeni bir eve ayırmak istemeyen büyükler, sıra gelin olmuş kızlarına gelince kayınbabasının evinden ayrılmasını desteklerler…
Nereden nereye geldik… Bunlar genel olarak Zile’de ve Anadolu’da yaşanan gerçeklerdir. Belki hepimiz kıyısından köşesinden bu yanlışları yaptık ve yaşadık…
Çilekeş Anadolu Gelini… Anadolu Kadını… Bütün bu çektiklerini sana unutturacak O, Yüce İnsan’ın bir sözüdür:
“Cennet anaların ayakları altındadır.”
Bu yazdıklarımdan sonra SIRAÇ belgeselinin 2. Bölümünü internetten bulup, “Ebem” rolündeki Tomris Çetinel’in o sahnesini izleyin lütfen… Bir de Ömer Lütfi Akad’ın 1970’lerde çektiği “Gelin” filmini…

Hiç yorum yok: