29 Eki 2016

ÇANAKKALE'ye ait anlamlı bir ZİLE Hikayesi


Zile Mazmanlar Caddesinde bulunan bizim evin mutfağın köşesindeki sedirden İstasyona doğru bakmak bir aile geleneğidir. Rahmetli Şükrü Dedem de hep o sedire oturur İstasyon tarafını gözlerdi, sonra o sedire babam oturdu, şimdide annem. Annem başka evde veya şehirde duramaz hep mutfaktaki sedire oturmak ister. Yıllardır aynı yerde ev yıkılır yeni ev yapılır ama mutfaktaki sedir geleneği sürdürülür. Ben yıllarca bu duruma bir anlam veremezdim.
Bu sene Çanakkale'ye gittiğimde bunun nedenini anladım. Çünkü Şükrü Dedemin babası olan Salih Dedem Çanakkaleye İstasyondan trenle gitmiş şehitlik mertebesine ulaşarak bir daha geri dönmemişti. Şükrü Dedem o dönemde 5-6 yaşlarında çocuk olduğu için babasının bir gün geri geleceğini umuduyla İstasyona doğru bakarak ölene kadar beklemişti. 
Ve biz hala bu geleneği sürdürüyoruz. Rahmetli Şükrü Dedem Rüşdiye’den öteyi okuyamamıştı. Oysa Osmanlı Türkçesini okur yazardı hatta okul defter ve kitapları durur, günlükler tutardı. Annesi onu ve kardeşleri İsmail Dedem –Annemin babası- ve Osman Dedelerimi de giderler geri dönemezler diye okutmamıştı ve onlarda askerlik dışında Zileden çıkamamışlardı. 
O dönemde evlerde kadınlar ve çocuklar vardı, evlerde kalanlar kendi imkanlarıyla tarlaları ekip biçiyorlar ve hayatta kalmaya çalışıyorlardı. Cephelere gidenlerin birçoğu geri dönemiyordu. Onlar seferberlik ilan edildiği için bütün varlıklarını ve ailelerini bırakarak yurdumuzu kurtarmak için cephelerde mücadele ediyorlardı. İşte Cumhuriyet imkanları kısıtlı yürekleri kocaman bu insanların çabalarıyla kuruldu. 
Başta Ulu Önder Atatürk, silah arkadaşları ve Anadolunun dört bir yanından gelerek vatan mücadelesi veren ve vermeye devam eden aziz şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Elif Mazman
29-Ekim-2016/10 saat / Tokat

Hiç yorum yok: