31 Eki 2016

Anadolu'nun Gizli Kalmış Türk Kültürü "Sıraç Belgeseli" Tanıtımı Yapıldı


Anadolu'nun gizli kalmış Türk kültürü "Sıraç" ı anlatan TRT tarafından çekilen belgeselin, İstanbul Avcılar Barış Manço Kültür Merkezinde gala gösterimindeyiz.

Tokat Zile Karacaören Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği'nin organize ettiği, yapımcılığını TRT'nin üstlendiği belgeselin gösterimine katılmanın onuruyla, Sıraç'ların köklerini anlatan ve konar göçer hayattan nasıl yurt tuttuklarını konu edinen belgeseli, CHP İstanbul Milletvekilli Ali Şeker, Önceki Dönem AK PARTİ Tokat Milletvekilli Hüseyin Gülsün, Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak, Zile Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş, Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel, Karacaören Köyü Muhtarı Salih Gümüşsoy, Zile Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şükrü Sargın, Zile Belediyesi Kültür Müdürü Necmeddin Eryılmaz, Meclis Üyelerimiz ve değerli hemşehrilerimizle birlikte izliyoruz.


Kültürel değeri yüksek böylesine değerli bir arşivi bize kazandıran belgeselin yönetmeni Gülşan Saru başta olmak üzere, Tokat Zile Karacaören Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Dursun Baş'a ve belgeselde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

GELİN… "Bekir Altındal"

TRT Belgesel kanalı için Zile Karacaören köyünde çekilen SIRAÇ belgeselinin iki bölümü yayınlandı. İstanbul’da yapılan galasına da katılmıştım.
Belgeselde beni en çok etkileyen “Ebe” rolündeki sanatçının “gelin gitme” sahnesi verilmeden önceki sözleriydi. Tam hatırlamamakla birlikte “Oğul, ana kucağından, baba ocağından, hiç bilmediğin bir yere, bir eve gidiyorsun. Ben de gelin oldum, bu duyguları yaşadım…” derken gözlerinden süzülen yaş, Zile’de, Anadolu’da, özellikle 1980-1890’lar öncesi özellikle köylerde, ataerkil ailelerde gelin giden genç kızların dramının özeti gibiydi…
Bilirsiniz, eski Zile düğünlerinde gelin oğlan evine indiğinde, küp kırılır, çerez içinde para atılır, v.s… Bunları anlarım, bir sebebi vardır, adettir… Ancak büyüklerin yanında çoluk çocuk kim varsa bunların elleri geline öptürülürdü… Bugün düşünüyorum da nasıl bir adettir? Bundan murat nedir? Bir türlü bir yere koyamıyorum. Nasıl bir adettir ki gencecik bir kıza böyle bir küçültücü davranış reva görülür.
Huyunu huşunu bilmediği, eşini dahi doğru dürüst tanımadığı, yabancı ele, köye gitmenin ne olduğunu, ne ile, nasıl bir davranış ile karşılaşacağını bilmediği bir eve gitmenin ne demek olduğunu, bunları yaşamış gelinler bilir…
Gelin gittiği ataerkil ailelerde hep birlikte oturulur, çalışılır, yenir içilir. Gelinler zaten çok küçüktür. Kayınbaba, kayınvalide, görüm/görümler, kayınbiraderler herkes geline karışır. Söz hakkı yoktur. Koca da ailesine söz söyleyemezse ezilir gider o Gelin…Doğduğu, çocukluğunu, genç kızlığını yaşadığı köyüne, mahallesine, ana-baba evine bayramlarda gitmesi de Kayınpederin, kayınvalidenin, eşinin iki dudağı arasındadır...
İşin dramatik tarafı, taze geline bu şekilde davranan kayınvalide, kendi kayınvalidesinden, görüm ve görümler ise kendi kayınvalidesinden aynı baskı ve davranışı görmüşlerdir. Buna rağmen aynı davranışların sürdürülmesinde behis görmezler… Daha acısı Gelin, kocasından, zaman zaman da kayınpederinden, kayınvalidesinden, azar işitme yanında dayak bile yer… O Yüce Peygamber'in eşlerine bir pıtlık (fiske) bile vurmadığı bilindiği halde...
Gelin, kocası ile ayrı bir eve çıkmak istese, burnundan getirilir. İşin garibi, kendi gelini ile oğlunu ayırmak istemeyen büyükler, sıra gelin olmuş kızlarına gelince ayrılmasını desteklerler…
Nereden nereye geldik… Bunlar genel olarak Zile’de ve Anadolu’da yaşanan gerçeklerdir. Belki hepimiz kıyısından köşesinden bu yanlışları yaptık ve yaşadık…
Çilekeş Anadolu Gelini… Anadolu Kadını… Bütün bu çektiklerini unutturacak O, Yüce İnsan’ın bir sözüdür; “Cennet anaların ayakları altındadır.”
Bu yazdıklarımdan sonra SIRAÇ belgeselinin 2. Bölümünü lütfen internetten bulup, “Ebem” rolündeki Tomris Çetinel’in o sahnesini izleyin lütfen… Bir de Ömer Lütfi Akad’ın 1970’lerde çektiği “Gelin” filmini…

Adsız dedi ki...

Bu yazdıkların Yozgat yöresinin 1970 lerinde de yaşanan , aile dramı demeyimde katı gelenekçi bir yaşamın zorlamaları.Örnek verdiğin Gelin filmide Yozgatlı bir bakkalın aynı katı geleneklerinde gelinin ezilmesi.Şimdiki nesil çok şanlı Bekir Bey.

Adsız dedi ki...

Kardeşim, çerkez gelinlerinde ise biraz daha fazla katı kurallar vardı ve bazı yörelerde halen uygulanıyor

Adsız dedi ki...

Bu film bana hic yabanci gelmedi abicigim avrupada bile bunu yasayanlar var