13 Ara 2013

DELİ DER GEÇERİZ AMA!.. "Hüseyin Kırca"

ÇELTEKLİ DELİ MEHMET

Tüm Tokatlı hemşerilerime ve bu ibret-i alem dünya insanlığına selam… Ne tesadüftür ki, her köy, kasabanın ve her yerin mutlak bir delisi vardır. Biz insan toplulukları onlara deli der geçeriz. Bölgesel alanlarda deli, o yörenin olmazsa olmazıdır. Sanki mutlaka gereklidir, dünya terazi dengesi her şeyde var olduğu gibi bu yönde de eğilim göstermiş, topluluk - toplumlar arasında yer edinmiştir.

An gelir savaşlarda ön plana atılırlar, an gelir tekme tokat kovalanırlar, kimi yerde muhabbet tellalı ilan edilir kimi yerde bir yüksek makam sahibi gibi dinlenir, dirlik ve düzeni getirir. Hatta kimi deliler ise mucittir nice bilimleri ortaya çıkarır insanlığın menfaatine sunar. Biz buna deliliğini ispatlayan dahiler deriz. Ama maalesef sadece der geçeriz.

Delidir ne yapsa yeridir. Peki, nasıl sağlar bu aklı evvel dirliği düzenliği daha bunlardan haberi bile olmadan bu deliler? İşte tam bir sosyal fenomen oluşu da buradan ileri gelir zaten.
Mesela; Köyün delisi, köy sosyalliğinin odak noktasıdır bir anlamda. El sürülmez makamlara, kişilere, otoritelere söylenmeyecek lafları söyleyen, akıllı (!) kişinin burnunu sokamayacağı yerlere şuursuzca dalıveren yarı kahramandır deli. Toplulukların otoritelerle arasındaki gerilimin havasını alan lastik sibobudur adeta. Köyun akıllılarının içlerinde kabarıp duran, isyanları, deli cesaretiyle o dillendirir.

Deli deriz; İtelenir, kakalanır, hor görülür, dalgası geçilir, ama en sonunda yine bir şekilde sözü dinlenir. Garip arada kalmış, kategori dışı bir insandır. Nasıl olur da her köyde bir deli olur, yok olduğu vakit yaratılır mı bilmiyorum. Ancak sanıyorum, her vakit, deliliğe yakin azıcık kaçık insanlardan kurulu zaten, toplum dediğimiz insanların her birinin içinde mutlak inceden bir sızıntı hep vardır. Kimse deli olmayı istemese de, bir bicimde delinin olmadığı alan, azıcık kaçık her hangi bir insanın kirişi kırmasıyla doldurulabiliyor.

Herkesin günlük hayatının bir parçası olduğu için bir anlamda köye şahsiyet katmakla birlikte üzerinde çok fazla düşünülmeyen, fakat öldüğünde, ya da birdenbire kaybolduğunda eksikliği herkes tarafından hissedilen, cenazesi neredeyse köydeki herkesten kalabalık olan kişi dir deli. Çoğu zaman geçmişe dönüldüğünde en canlı hatırlanan parçasıdır yörelerin - bölgelerin. Nereden çıkarlar, gittikleri zaman yerlerine başka deliler de gelir mi, onlara alışıp böyle içselleştirmek ne kadar zaman alır, bilemiyorum ama benim içinde önemli birçok anlamı vardır deli ve delilik kavramının.

Tokat/ Zile ilçemizin de bu yönde unutulmazlarından olan “Çeltekli Deli Mehmet’i” vardı. Hemen her gittiğim illerde, köy ve kasabalarında tanıştığım diğer deli denilen insanlar gibi onunda ayrıcalığı vardı çocukluğumdan bu güne. Çok sonradan duydum kaybetmişsiz “ Çeltekli Deli Mehmet’i” Allah Rahmet eylesin… Her deli gibi alay konusu olurdu, şaka malzemesi olurdu, sohbet erbabı olurdu, dilenirdi, daha birçok başka şeylerde, hep Zile Halkının vazgeçilmeziydi ve namı vardı dillerde; “ Çeltekli Deli Mehmet”…

Birçok menfaat - eşya – mal – mülk düşkünü insanlar gördüm koca ülkede, benliğinden hep ben varım, namım böyle yürüsün isterim der ancak bir köy kasaba delisi kadar namı yürümez pekte anılmaz, anılsa da kim bilir ne küfür ve beddualarla anılır. Ama deliler öyle mi?

Dünyanın en şanslı varlıklarıdır aslında… Karnı doysun keyfi yerinde olsun yeter. Kimselere zararı dokunmaz, kimseleri incitmez, kimselere karşı günah işleme derdi yada menfaati sermaye düşkünlüğü yoktur. Çeltekli Deli Mehmet dilenir ancak dilendiği parayı mutlak birine verirdi. Kime yada kimlere verdiğini zile halkı bilir. Ancak elinde para yada sermayeye dayalı hiçbir talep yada hayali – hedefi yoktu. Kimsenin haksız yere günahını dahi almamıştır.

İşte şu kısma dikkat etmenizi istiyorum sevgili dostlar. Çeltekli Deli Mehmet ve onun gibileri, deli geldi dünyaya tertemizdi, deli yaşadı tertemizdi, deli öldü yine tertemizdi… Çünkü bırakın insanı – insanlığı- insanları, diğer canlılara karşı bile zerre günahı yoktu. Kimseyi incitmemiş, kimsenin hakkını gasp etmemiş, kimsenin kalbini kırmamış, kimsenin değil kendisinin dahi mal mülk eşyaya tapanlardan olmamış, sadece yolcu olduğu bu dünyadan gelip geçmiş tertemiz bir varlık. Şekle aldanmayın. Görünüşü kirlidir ama akıllıyım diye geçinen insanlara nazaran onun sadece görünüşü kirlidir. Peki ya akıllıyım diye geçinen insanların görünüşü mü, içi mi kirli? Ve gelip geçici olan bu dünyada neyin, nelerin peşinde koştuğunun farkında mı-yız !.. Keşke ben dâhil herkes Çeltekli Deli Mehmet gibi deli olabilsek, o zaman dünyada hayırlı ölüm dediğimiz, günahsız gidişlerin kahramanı olarak anılmanın şerefine nail olurduk…

Saygılarımızla…
( H. Kırca )

11 yorum:

Adsız dedi ki...

"ESKİ BİR ZİLELİ"
HÜSEYİN BEYİN ELİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL ANLATMIŞ ,TEŞEKKÜLER..

ŞİNASİ ULUDOĞAN dedi ki...

Ben Şinasi ULUDOĞAN
Bende fazlaca tanırım zahiren "Çeltekliyi" Hakkaten masum ve temizdi. Ve de çok zeki ve akıllı idi sanılanın aksine .Sorulan bir çok soruya beklenmeyen doğru cevaplar verirdi. Aslında cennetlik görmek istiyorsak onlara bakmamız yeterli olur sanırım. 1992 Haziranından beri Tokatta yaşıyorum. Burada da Osman amca diye sakallı eli asalı bir ile tanışmıştım. Ara ara oturur sohbet ederdik onunla.Ondaki fark ötesi şeyler görüyordum ve çok hoşuma gidiyor çok beğeniyordum. Çoğu zaman bende kendime sormuşumdur "acaba onlar mı deli biz mi deli yoksa akıllı olanlar aslında onlar mı? diye Evet dostlar < deli > deyip geçmeyin Çünkü aslında onlar bizlere Allah'ın bir rahmeti bir lütfudurlar .Selam olsun onlara dışı kirli içi tertemiz olan tüm .. Zira şu an en akıllılar bu dünyayı en fazla ifsat edenlerdir zulmü had safhaya getirenlerdir.. Aklını vahye teslim edenleri tenzih ediyorum.

Adsız dedi ki...

"Bekir Canbay "
İnsanlar aya gidebilir hatta daha da ötelerine...Aya gidenler aya gittiler de ne oldu? Kendilerini tanımaktan uzak o güruh, insanları kan ve göz yaşına boğarak aya gittiler o marifet şimdi?

Adsız dedi ki...

Adsız dedi ki...

"Haydar İleri"
Çeltekli Deli Mehmet'e bende çok rasladım sadece para dilenirdi kimseye bir zararı yoktu,Çayır köyü Sağlık ocağında görev yapan Doktor'a.
Bir gün Zile'de kış günü "Deli Mehmet" altına bir karton parçası sermiş yarı çıplak şekilde yatarken gösterdim ,Doktor dahi gözlerine inanamadı şaşırdı tıpta bunun bir açıklaycı yönü yok dedi.
Allah rahmet etsin.

Adsız dedi ki...

"Ali Adil Güneren "
YaaaSiiin der başlardı ama devamını getirip doğru okurmuydu...ben küçüktüm bilmiyorum

Adsız dedi ki...

"Emine Demir Buldu"
Rahmetli ne guzel kuran okurdu, harika sesi vardı...

Adsız dedi ki...

"Bekir Canbay"

MERHUM ÇELTEKLİ DELİ MEHMET EMMİ; YİĞİT NAMI İLE ANILIR. ONUNLA İLGİLİ BİR MENKIBE NAKLEDECEĞİM İNANIR VEYA İNANMAZSINIZ O SİZE AİTTİR.
BİR YAZ GÜNÜ ZİLE POSTANESİNİN ÖNÜNDEKİ BÜFECİ HAYREDDİN'İN ÇAY BAHÇESİNDE OTURURKEN MERHUM POSTACI ÖMER EMMİ, ÇELTEKLİ DELİ MEMET EMMİYE :
-" MEMET! ŞU ŞEYH NUSREDDİN YATIRI İLE İLGİLİ HALİNİ Bİ ANLAT " DEDİ.
MEMET EMMİ ÖNCE BİR ORALET İSTEDİ. ORALET GELDİ BİR YANDAN ORALETİNİ İÇERKEN BİR YANDAN DA MAZİSİNİ ANLATMAYA BAŞLADI:
-" BİR KIŞ GECESİ ŞEYH NUSREDDİN HAZRETLERİNİN TÜRBESİNİN KAPISININ ÖNÜNE OTURMUŞDUM. GECE HEM KAR, HEM DE FIRTINA VARDI. Bİ HAYLİ DE ÜŞÜDÜM İDİ. BİRDEN KAPI AÇILDI. ŞEYH NUSREDDİN BABANIN RUHANİYETİ GÖRÜNDÜ. BANA "MEHMET EVLADIM SEN ÜŞÜMÜŞSÜN İÇERİ GEL ." DEDİ. İÇERİ GİRDİK BERABERCE SABAHA KADAR ZİKİR ÇEKTİK." DEDİ.
ALLAH MEKANINI CENNET EYLESİN.
Not : Delilik iki türlüdür. Biri akıl delisi diğeri Allah delisi. Allah delisi olmak her yiğidin kârı değildir. Vesselam.

Adsız dedi ki...

"Bendeniz Recep "
KIYMETLİ HOCAM PAYLAŞIMINIZ BİZİ DUYGULANDIRDI. NAMI DİYER DELİ MEHMET VE CENNET MEKAN POSTACI ÖMER AMCAMIZI YAKINDAN TANIRIM. İKİSİNİNDE ÇOK MENKIBELERİNİ KENDİ AĞIZLARINDAN DİNLEMEK NASİP OLDU.RAHMETLİ KAHVECİ HAYRETTİN ABİDE MEMLEKETİMİZİN SEMBOLLERİNDENDİ MEKANLARI CENNET OLSUN. RUHLARINA FATİHA...

Unknown dedi ki...

Yorumları okuyunca çocukluk günlerime kısa bir yolculuk yaptım. Çeltekliyi hatırlamaya çalıştım. Biraz hüzünle, birazda içim burkularak.onun tok sesini işitir gibi oldum. Vefatını bu vesile ile öğrendim Allah rahmet eylesin. Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş.

Adsız dedi ki...

O TRENİ KAÇIRDIN...(Çeltekli Deli Mehmet Emmi)
Turhal'da K. Gerez'le bir emlakçıya gitmiştik. Adam bizim Zileli olduğumuzu öğrenince;
- “Çeltekli Mehmet emmiyi tanır mısın?” dedi. Ben:
- “Deli Memed mi?” dedim. Adam:
- “Deli deme” dedi. Ben:
- “Çıplak gezen akıllı olur mu?” dedim. Emlakçı:
- "Size onunla alakalı bir anımı anlatayım dedi ve başladı anlatmaya:
İnşaatçıydım. Benim bir kepçem vardı. Telefon geldi “kepçe arıza yaptı” dediler. Kesikbaş Camii’nde öğle namazını kılayım sonra kepçeyi yaptırırım dedim. Namazı kıldım ama aklım hep kepçedeydi. Namazda kepçeyle yattım kepçeyle kalktım. Namaz bitti caminin dışına çıktığımda Çeltekli Mehmet para topluyordu.
- “Verin kaçarlar, verin dürzüler” diyordu.
Gücüme gitti.
- “ Mehmet Ağa! Namaz kılanlara niye böyle hitap ediyorsun” dedim. O bana:
- “Kepçeyle namaz kılan Ka..t sende içindesin" dedi.
Şaşırdım kaldım. Evet, (namaz kılarken aklımda hep kepçe vardı). Kepçeyle namaz kılmıştım. Bana:
- “Bekle, sana hakiki namaz kılan üç kişi göstereyim” dedi.
Benim aklımda ise kepçenin tamir işi olduğu için beklemedim. Kepçeyi yaptırdım. İkindi namazına aynı camiye geldim. O yine oradaydı. Ona:
- “Mehmet Ağa! Şu hakiki namaz kılanları göster bakalım” dedim. Bana:
- “Kav..t o treni kaçırdın” dedi.

Nakleden: Rahmi Erdoğan