30 Ara 2011

Kültür Ve Tarihi İle Zile Sempozyumunun Düşündürdükleri

Zile'ye gitmek için 8 ekimde İzmir havalimanından İstanbul'a gittik.İstanbul'da Tokat uçağına binmek için bekler iken bir grup hocanın konuşmalarını duyuyordum, normal zamanlarda ben çoktan o hocalar ile iletişim kurar idim. Fakat bu seyahat normal zamanlardaki gibi değildi, işin içinde Zile ve Zile'yi anlatmaya görmeye gelen daha önceden hiç gelmemiş insanlar var ve Zile benim memleketim. Ya beğenmezler ya güzel vakit geçirmezler ya ya ya diye uzayıp giden endişelerim vardı ve ben çok heyecanlı idim. Tokat havaalında Mehmet Yardımcı ve Necmettin Eryılmaz bizleri karşıladı, tanıştırıldık.

Zile'ye geldik. Zile pırıl pırıl parlıyordu. Acaba bu Zile başkaları gelince mi böyle ışıldıyor? Önce Turhal yolundaki belediyenin restore ettiği eve gittik .Eski zamanlarda oturduğumuz yeşillikler bakınca nasıl da bağ oluyor. Necmettin Eryılmaz'ın anlattığı olaylar karşısında gülmekten kahkadan insanların gözyaşlarını sildiklerini görüyorum. Necmettin Bey'in yanında Cem Yılmaz, Beyaz solda sıfır kalır. Turistlere nasıl rehberlik yaptığından tutunda TRT 2.kanala geçtiği zaman görüntü alabilmek için Zile Kalesi'ne kurdukları 8 mt çapındaki çanak anten ile Zile içine yaptıkları yayın için yaptığı çekim ve montaj aşamaları ve programı tamamlaması Necmettin Bey'in mizahı bakış açısı ile başlı başına bir olay. Benim Zile'de Basın Yayın notlarım arasında muzipçe yer alan bir anı hikaye.
Sonra Cahit Koççoban takma adı ile Pekosvil. Kınalı Kuzu heykelini yapan kişi.  Çok ilginç bir adam. Birgün dedim ki Cahit Bey'e Senin heykelin kolunu nasıl yapmışsın öyle . Bir an sessizlik oldu, sanki biraz üzüldü, Farketmedin demekki. Annenin oğluna git artık demesini ifade ettim ben. Bu sefer ben boynumu büktüm,Sayın Pekosvil  haklıydı.
Konuk Hocalar Zile'yi çok sevdiler. Burası Türk kokuyor diyorlar. Kültürü tarihi ile Türk. Ey şanlı Zile daha ne isterim ki? Bizim yıllarca üzüldüğümüz Alaca yolu iyi ki açılmamış, hocaların görüşüne göre o yol yapılsa bu Zile böyle Türk kalmazdı. Ey güzel Allahım her hayrında bir şer, her şer'inde bir hayır bu olsa gerek. Türk kokan Zile. Aman Allahım Olmaz böyle bir şey. Türk kokan Zile ve buram buram Türk kültürü. Bizim gözümüzü gönlümüzü fetheden Zile'nin büyüsü, bu imiş. Nereye gider isek bizi kendine çeken, ruhumuzu doyuran, soluduğumuzda bizi sarhoş edip yeniden görmek için sızım sızım içimizde dolaşan buymuş demek.
Şaka ile karışık yüksekokul da var burda diyorlar. Ben Onları ilk gördüğümde acaba Zile'yi beğenirler mi diye tereddüt yaşar iken Onlar Zile'ye hayran kalıyorlar. İki yılda bir bu sempozyumun yapılmasını öneriyorlar. Cemalettin Dinçer bey her yıl yapalım hocam ben Zile'nin hizmetindeyim diyor. Cemalettin Bey de sevdalanmış Zile'ye. Ey güzel Zile... Etrafında sevenlerin ve senin sevdiklerin.
Dinçer Kardeşler Zile'ye hizmet ettikçe, Allah Cemalettin Bey'in birini bin etsin gani gani rahmet versin.
Başkan Amasya caddesine götürüyor bizi. Terkedilmiş evler sanki dile gelmiş hoşgeldiniz diyor. Duygulanıyorum yıllar öncesinden insanlar, sesler aklım karışıyor. Böyle anlarda yüreğim beni dinlemiyor, gözyaşlarıma hakim olamıyorum. Kepçe yolda çalışıyor sanki benim kalbim parçalanıyor. Halimi farkeden Murat Bey üzülme diyor buralar çok güzel olacak,  duygulanmamak elde değil işte. Onarılan evler kimbilir ne anılar götürüyor yarınlara.
Kadir Demirtola evinden inip buyrun diyor size çay demleyeyim ve ayaküstü şahane dizeler dökülüyor Kadir Demirtola'nın yüreğinin sesi konukların yüreğine, Zile'nin yollarına dökülüyor.
Necmi Bice Bey konukları yalnız bırakmıyor, sempozyum öncesinde, sonrasında, uğurlama esnasında. Orhan Özkaleli ve Hüseyin Berberoğlu konuk hocalar ile ilgileniyor, konuklar memnun.

Zileliler sevdalı Zile'ye. Fişekçioğlu dinlemeye geliyor sempozyumu ve sempozyuma katılan hocalara bir şiir yazmış. Gel yarın hocalara oku diyorum. Nurhan Girgeç'i  gösteriyor Biz bu kızı öşbe mektebine boşa mı gönderdik O okusun diyor. Güzel Zile'nin kıvrak zekalı güzel insanları. O şiiri ve sempozyum ile ilgili diğer konuları  başka bir gün paylaşalım sizler ile.
İzmir'e döndükten sonra işyerinde arkadaşlara anlatıyorum,  niye bize de söylemedin biz de gelir çekim yapardık diyorlar.
Ben nerden bilirdim bizim mahzun Zile'nin bu kadar işveli, cilveli, nükteli halleri olduğunu. Hepinizi saygı ile selamlıyorum.
Ayşegül Aran

Hiç yorum yok: