19 Eyl 2012

Tokat' Ta Kahvehane Hayatı

 
Tarihçi Peçevi'ye göre, ilk kahvehaneler Arabistan yarım adasının değişik yörelerinde ortaya çıkmış.
16. Yüzyılda İstanbul'da görülmüştür. Şam'lı Şems Tahtakale' de açtığı kahveha­nede, olayları dinleyerek tecrübe sağlanan bir yer haline getirmiştir.
Daha sonra kahvehaneleri fitne yuvası olarak algılanmış 4. Murat buraları ya tamamen kapatmış ya da 1700 yılların ortalarında olduğu gibi örnek olsun diye. sindirme babındaki tek tük kapatılmıştır. Ülke içinde hızla çoğalan kahvehaneler çok geçmeden toplumun kültür merkezleri olarak sazlı sohber yerleri, kütüphane, bilardo ile değişik bir ortama sokulmuştur. Züe'de ilk idareciliğim sırasında kurulan öğrenci takip komisyonunda görev verilmiş, geceleri kahvehaneler taranarak öğrencileri havasız ve sigara ortamlarından evlerine göndermiştik. Zamanımızda ise kültürel ve toplumsal hayatın vazgeçilmez bir yeri olan kahvehanelerin durumunu belediyeler takip ve kontrolü ile çok değiştiğini görüyorum.
Şu sigara konusunda; içen-içmeyen diye belirlenince daha iyi bir ortam yaratıldı. Gazete, havalandırma, saksıda çiçek bulundurma gibi noksanların eklenmesini dilerim. Gelelim asıl konuya: arkadaşlarla Tokat'ın geçmişini izleme gezisinde saat kulesi çevresinde yorgunluğumuzu atmak için Bizim Çay Evi kahvehanesine uğradık "oh be" dedirten temiz, sigarasız, kütüphanesi zengin bir /erle karşılaştığımı anladım. Hele, hele o her mısrasında değer biçilmeyen yazılarını duvarın her tarafında çepeçevre görünce zamanın nasıl geçtiğini ve altı adet çayın içimini kendime gelince anladım. Sizlere bu duvar yazılarını ve zamanımızın kahvehanelerinin durumunu anlatmak bana göre gibi geldi. Osman Duran'ın yaptığı katıksız, İbrahim Yakar sunduğu çayınızı ilgili yerde yudumlarken duvar yazılarını okumanızı tavsiye ederim.
Bu kahvehanelerde okumuşlar, yaşlılar kahvehanenin yine üst köşesinde Türk adetleri doğrultusunda otururken delikanlılar saygılı olarak bir köşede fısıltılarla konuşmaktadırlar.
Avrupanın medeniyet dediği saygısız /asamı bizi bağlamaz. Ne demiş yazar:

Kim demiş Avrupa insanı medeni,
Ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni,
Desenize hayvanlar bizden daha medeni.

Sayın okurlarım medeniyet atalarımızın yolu, başka medeniyet istemeyiz. Medeniyet ilimde fende olur derken şimdi o güzel yazıları okuyalım.
Sokağı........  Gırtlak
Caddesi.......Akciğer
Memleketi... İnsan
İşbirlikçisi.....Nefis
Zararı............Ölüm

Dalından kopan Gül yaprağının
Akıbetini rüzgar tayin eder.

Sakladığın sır senin eserindir.
Açığa verirsen sen onun esiri olursun.

Altından testin olsa
Susuz çeşmeden dolmaz
Sen ne kadar mat olursan ol
Düşenin dostu olmaz

Susuz değirmen neylesin
Hark ile çarkı.
Faydasız zenginin nedir
Dilenciden farkı

Alim ile sohbet, inci mercan gibidir.
Cahil ile sohbet, her gün bir can incitir.

Tok olan, cümle cihanı tok sanır.
Aç olan, alemde ekmek yok sanır.

Yüzde ısrar etme doksanda olur.
İnsan bazen hatalı noksanda olur.
Bir ben varım deme elde neler var
Bu alemde sen yoksan da olur

Mücevher var iken pul neye yarar
Kendini bilmeyen kul neye yarar
Herkes bir yol tutturmuş gidiyor
Hakka gitmeyen yol neye yarar.

Allah murad ederse bir kulun işini
Mermere geçirir çürük dişini
Allah murad etmese bir kulun işini
Lokumla kırar sağlam dişini

"BABA"
Evimizin direği, altın gibi yüreği
Hamal gibi çalışır, sanki sağım ineği
Ona biz baba deriz, o getirir biz yeriz,
Bulamayız dünyada onun gibi bir keriz
Varlık yokluk bilmeyiz, sıramızı vermeyiz
Siparişler gelmese babamızı sevmeyiz
Hasta   oldum   diyemez, Evdekiler doymadan
Yiyemez. Etrafını sararız.
Kene   gibi   dalarız.  
Dediklerimiz olmasa Anamızı salarız.
Bu çark dönüyor, merak etme oğlum
Sıra sana geliyor.
Ahmet SAKIN

1 yorum:

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.