8 May 2011

ZİLE LİSESİ 1965-1975 MEZUNLAR BULUŞMASI (11 Ağustos 2010)


YARIM YÜZYILIN HESABI DUVARLARLA YÜZLEŞİNCE
Yıllar önce de yaptıkları gibi ‘boykot’ yapıyor olmasınlar sakın !
Ders zili henüz çalmamış,oysa güneş kuşluk vaktinin ötesini gösteriyor.Hava iyiden iyiye sıcağa dönmüş,bahçede toplanan kalabalık öğrenci gurubunun okuldan içeriye sınıflara girmeye hiç niyeti yok.Bir-iki öğretmen de onlara uymuş,hep birlikte ‘dersleri asmış’ gibi görünüyorlar.Bir tuhaflık var bu işte.

Öğrencileri tanıyorum,çoğunun adını biliyorum ama tuhaflık sürüyor.Azizim Bunların hepsi saçlarını ak-açık renklere boyamış,yüzler makyajlı.Yıllanmış çünkü onların çoğu emeklidir artık.Yarım yüzyıl öncesinin gençleri değil,bugünün huzurlu yorgunlarıdır onlar.Ticaretten-siyasete,eğitimden-sağlığa,ordudan-bürokrasiye, serbest meslekten-kamuya her alanda uzun yıllar ülkeye ve insanımıza en üst düzeyde hizmet ettikten sonra Zile’ye ve Liseye ‘ecük huzur bulmaya’ geldiler. Kırmadılar bizi.Görünüşe aldanmayın,bakmayın ak saçlarımıza.Kara tahtalara yazarken yazarken simsiyah saçlarımız üstüne yapışan tebeşir tozudur onlar.Önce biz öğretmenlere düşer,sonra tüm sınıfa yayılır işte.Bir zaman gelir,çok ta yakışır insana;şimdi onlara yakıştığı gibi.
Dersten kaçan haylaz duruşun,her an arkadaşının başını yakabilecek uçarı bir davranışın,yaramazlığın sahipleri bir yandan gelip geçiyor.Hiç onlar değil sanki. Biraz çekingen,olgun tavırlı meraklı gözlerini kısıp geleni bir bulmaca gibi süzen mi ararsın.”Vay, demek sensin ha !” diyeni mi? Kaç yıl geçtiğini soran yahut en son nerede görüşüldüğünü unutan,sitemle göz ucundan çalım satanından tutun da, ısrarla tanıyamadığını söyleyen ak saçlı delikanlıların ve zarif büyük annelerin arasında kalıvermiştik.Sarılırken biri birlerine gözleri dolan sonra bir kez daha bakıp yine sarılanların haline 2008 yılı Haziran ayından bu yana artık alışmıştım.Umduğum da dileğim de buydu ! Böyle olmalıydı.
Bir türlü sınıflara alamadık milleti. “Anca konuşup döktüler”

Yarım yüzyılın hesabını vermeliydik.Zile-İstanbul-Bursa toplantılarını bu amaçla düzenlemiştik.ZİLE LİSESİ bizi bir günlüğüne bağrına basmak için yıllardır 19 Haziran 2010 Cumartesi gününü ayırmış,beklemekteydi.Her biri ayrı bir özlem yüküyle yola çıkıp uzaklardan gelenler elbette sevinç-coşku-şaşkınlık yaşıyordu.Tüm güçlükleri,sıkıntıları göze alıp katılanlar,yurt dışından bu amaçla yola koyulan,hastasını-konuğunu bir günlüğüne bırakıp bizim yanımızda yer alan arkadaşlarımızın nasıl bir vefa örneği gösterdiğini takdirle ve şükranla belirtmeliyim.

1965 yılından yani lisenin açılışından başlayarak bulabildiğimiz arşivlerin belge ve fotoğraflarını bir araya topladık.Bu konuda en geniş arşivi olan ve hatta resimleri öğrencilik yıllarında bizzat çeken Dursun Tipici tarafından istanbul’da hazırlanıp okul koridorlarına büyük tablolar halinde asıldı.

Yüzlerce öğrenci ve öğretmenimizi aramızda hissettik.Kaybettiklerimizi isimleriyle,resimleriyle slayt gösterisinde anmaya çalıştık.Cemal Özdemir merakla ve titizlikle bizi izliyor kimse yaramaz-

lık yapmasın diye gözlüyor,Lisenin açılışı için çırpınan Fikret Tarhan paletine renklerin cümlesini dizmiş fırçalarımızı alıp başlamamızı bekliyor.Hilmi Erçelik remington daktilonun başında durmadan yazmakta,Hüseyin Özver Fransızca fiil çekimlerini anlatıp tekrarlatıyor,Hüseyin Dilek GatenBy kitabından bir konuyu Türkçe’ye çevirmekle meşgul.Yaman Çetinel ve Lütfü Işık ayrı sınıflarda derslerini işlerken İ.Hakkı Derebaşılıoğlu sakin duruşuyla yaramazlık yapanlara nasihat ediyor.

Yaşamlarının baharında aramızdan ayrılan öğrenci arkadaşlarımız için ayrı bir sayfa düzenlenmişti.İsimlerini yazarken duymadıklarımız olmuştu elbette.Göz pınarlarımızda boncuk boncuk biriken damlaları bir yandan gizlerken diğer yandan da rahmete giden bazı öğrencilerimizin eşi,yakını,torunu ile sarılıp Onları bir kez daha anmanın burukluğunu yaşadık. Giriş katındaki toplantı salonunda yerlerimizi almak için bir hayli çaba sarfettik. meğer içeri girmek için her kes elli yıl öncesinin elle sallanarak çalınan zilini duymak istiyormuş.

Beden eğitimi öğretmenimiz Faruk Sanatçı ve Türkçe öğretmenimiz Salih Özeri yanıma alarak duruma el koydum.Ev sahipliği yapan Zile temsilcisi arkadaşlarımız adına İnci Alpaydın arkadaşımız duygulu açış konuşmasını güzel bir şiirle tamamlayıp sözü bize verdi.Önce öğretmenler daha sonra mezun arkadaşlar çok kısa bir şekilde bulunduğumuz yeri,meslek ve mezuniyet yılımızı özetleyerek tanınmayacak kadar değişen kimliğimizi kanıtlamaya çalıştık.

Kimi konuşmacılar öylesine geçmişe kaptırdı ki,onları dinlerken gözlerini silenleri hatta iç geçirerek ağlayanları bizim oturduğumuz yerden görmek mümkündü.Hemen her katılımcı bu toplantının her yıl yapılmasını öneriyor veya önemle rica ediyordu.Bir günlüğüne gelip dönmesi zorunlu olan için hazırladığımız iki günlük programın bazı bölümlerini oybirliği ile çıkardık ve bir güne indirgedik.

Sivil Toplum kuruluşları bizi yalnız bırakmayıp yanımızda yer aldılar:TEMA Vakfı Zile Şubesi temsilcisi Ali Aran,İstanbul ZİLELİLER Derneği yönetim kurulu adına Bekir Özaçık,Ankara ZİLE KÜLTÜR derneği adına DursunYünipek, ZİLE TV yapım ekibi,Yerel basın temsilcileri ve çalışmalarımı yakından izleyerek destek olan ZİLE SİTESİ sahibi Hulusi Serezli ile diğer

konukları bu bölümde anıp teşekkürlerimizi iletmek isterim.

Okuldaki programın uygulanmasında kolaylık sağlayan yeni okul müdürümüz Ahmet Kuyumcu’ya söz verip konuşmasını istedik.Kendisi katılım nedeniyle mutlu olduğunu ve gelecek toplantılarda yardımcı olacağını belirtti.Bu genç ve dinamik arkadaşımız göreve başladığımız günleri anımsattı hepimize.Yılların yıprattığı okulumuza modern bir görünüm kazandıran ve teknoloji konusunda

gereken donanımı sağlayan Dinçerler ailesini kutlamak gerekir.

Yıllardır hayalini kurduğum şeylerden ilk iki tanesi gerçekleşiyordu.Zile’den yaşlı gözlerle beni uğurlayan ve ağlatan öğrencilerimle“günün birinde”bir kez daha busevimli okulun çatısı altında bir araya gelmek en büyük idealimdi.İkincisi de Lisemizi,mezunlarını anımsatacak “bizim” diyebileceğimiz bir fidanlık oluşturabilmekti.Arkadaşlarımıza bu isteğimizi geçen yıl da iletmiş ve onlardan olumlu

tepkiler almıştım.Bu nedenle TEMA temsilcisi arkadaşımız Ali Aran’a söz verip isteğimizi tekrarladım.Bize bu konudaki bilgileri aktardı,önümüzdeki yıl için programa alabileceklerini belirtince hepimiz sevindik.Yakın bir gelecekte ‘Zile Lisesi Mezunları Korusu’ yaşama geçirilecek artık.

Üç saati aşkın bir süre akıp gitti ve ‘bağda ferfene’ zamanı geldi.

Burası ‘söğüt gölgesi’ diyerek ağaçların altına attık kendimizi,masa neyim aramadık.

Arkadaşlarımız, özellikle Abdurrahman Karanfil ve Ankara temsicimiz Sabahattin Kuru tarafından düzenlenen bağdaki kır yemeği sıcak havaya rağmen büyük iştahla kapışıldı.Nasıl kapışılmaz; işkefe,çökelik,yumurta piyazı,katmer,haşhaşlı ve Zile peyniri semaver eşliğinde tadına doyulur mu?

Güneşliklerin altına yerleşince sofra daha güzel görünmeye başladı,iştah arttı.

Güneş altında ve sıcakta baştan bir tedirginlik yaşandıysa da İsmet Başdemir ve‘Hoş Sada’ ekibinin güzel konseri gönlümüzü serinletti.Ekibin solistleri ve lisenin unutulmaz solisti Gülseren Kabut bülbülleri kıskandırmada yarıştılar.

Akşama kadar süren sohbetler,dalından kiraz toplamaya hasret kalanlar için tam anlamıyla özlem gideren bir bağ sefası oluşturdu.Şehirde işi olanlar gidip geri geldiler,havuzda çimenler bile vardı.

Akşamın ilk ışıkları yanarken yan Bağdaki düğünle birlikte yemeğimiz başladı.Gece geç saatlere kadar sürdü ve aramıza bizi sevindiren konuklar da katıldı.Cahit Koççoban’ın Sanat Enstitüsü mezunu olarak gelmesi daha güzel bir anlam katmıştı toplantımıza.Gündüz gelemeyen ama gece aramıza katılanlar,yemekten erken kalkıp başka düğüne gitmesi gerekenler bazı güzel anları kaçırmış olsalar da asıl büyük mutluluğu yaşamışlardı.Toplam sayımız yüze ulaşıyordu.Sayıdan çok nitelik önemliydi bizim için; o gün telefonlarımız susmak bilmedi bir türlü . ”uzaktayız görevimiz gereği,ya da zorunluluktan ama gönlümüz orada sizinle “ diyenlerin sayısını anımsamak zor.Saadettin Çıkrıkçıoğlu,Bekir Altındal,Engin Akyunak,Nural Açış,Hamdi Karanfil,Ruhuşen Kutlu Şendoğdu, İbrahim Konar,Metin Özus,Gülten ve Haydar Çuhadar,Dursun Baykal,Nurhan Baştopçu, Ahmet Üstüner,Metin Günat,Nahit Ulus,Suat Esinsel ve anımsayamadığımız diğer arkadaşlarımızla yine,yeniden buluşmak dileğiyle tüm katılımcılara, İSTANBUL,ANKARA,BURSA,İZMİR ve ZİLE ekibimizi oluşturan buluşma ve toplantılarda kolaylık sağlayan tüm dostlara teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum.

Hüseyin ULUS

Hiç yorum yok: