23 Eki 2008

DERE BOĞAZINA BİR GÖLET "Mehmet Sezen"


Özhaber Gazetesinin 15 Ekim 2008 tarihli nüshasında "Milli güreşçi Akbaş'ın adına sulama göleti" başlıklı yazıyı okuyunca hem sevindim hemde kendi hesabımıza içim burkuldu. Tokat'ın Almus İlçesinde yapımına başlanan gölet, memleketimiz adına sevindirici bir olay, hayırlı uğurlu olsun diyoruz. Nedenmi içim burkuldu; Zilemizin makûs talihi adına burkuldu.
Helal olsun Almuslulara dedim, almasını koparmasını bilmişler. Bu benim ki bir kıskançlık bir haset değil. Ülkemizin neresine yapılırsa yapılsın sevinç ve öğünç kaynağıdır. Bu ülkede taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun. Ama gel görki şu garip Zilemizin bir türlü el atılmayan, yılan hikayesine dönen meselelerine bir türlü çözüm bulunamaması, böyle olumlu güzel haberleri okuyunca ister istemez içini burkuyor insanın. Nelermi onlar; 78'lik taş plağı yeni baştan koyalım.
Bir kaç yıl önce kurulan internetteki "Zile Platformu"nda çok şeyler yazıldı, söylendi. Ama hiç bir yetkiliden doğru dürüst bir açıklama, bir bildiri gelmedi. Galiba hep kendimiz yazdık kendimiz okuduk anlaşılan. Zararı yok bir daha yazalım, bir daha yazalım.
hani Ankaraya bizi kısa yoldan bağlayacak olan(zaten oldum olası Ankaraya bizi kısa yoldan bağlanamadık hep çıkmaz yollarda dolandık durduk)Alaca yolu inşaatı vardı 30 yıldır bir türlü tamamlanamadı. Bu könuda çok yazılar yazıldınet bir cevap alabildikmi yetkililerden?...yok.
Zilemizin tarihiyle kültürüyle haklı olarak hep öğünür dururuz.
Bu işin edebiyatını yapmaktan başka, Roma döneminden kalan Anfi-Tiyatronun gün ışığına çıkarılması için, çok muazzam tarihi bir kalıntı olan Masat höyüğün Arkeolojik kazılarının devamı için, daha nice tarihi kalıntıların araştırılması için şimdiye kadar somut bir girişimde bulunulabildimi?... Yok... Ancak bu konularda Belediyemizin kendi imkanları ile yaptığı çalışmalarıda göz ardı etmek mümkün değildir. Başkan Murat Ayvalıoğlu'nun gayretleri ile kale içerisindeki Roma dönemine ait kayalara oyulmuş su sarnıcının ortaya çıkarılması, ayrıca o güzelim eski Zile evlerinin Restorasyonu ve ihyasına yönelik çalışmalarınıda takdirle anmak gerekir. Netice itibari ile yapılacak girişimlerle gün ışığına çıkarılacak bu eserler, Zilemizin turizm potansiyelini çok olumlu etkileyecektir şüphesiz.
Bu arada Süreyya bey barajına da değinmeden geçemeyeceğim. Baraj Vilayetimiz sınırları dışında ama bizim arazilerimizi sulayarak ihya edecek. O bakımdan önemi çok büyük bizim için. Ama ne varki o da 30 yıldır bitirilemedi, bitirilemezde çünkü ölü toprağı serpilmiş sanki buraların üstüne. Bununda ne zaman biteceği hakkında bir bilgi veren varmı?...yok...
Gelelim şimdi, yazımın başında belirttiğim içimi burkan hayalimizdeki gölet meselesine. 30 Aralık 2007'de Zile Platformuna yazdığım bir yazıda, Devlet Su İşleri tarafından Dereboğazında bir gölet yapılmasına ilişkin çalışmaların olumlu sonuçlar verdiğinden bahsetmiştim. Platforma yazdığım o yazıdan bir pasaj aktarayım sizlere. Belki gözden kaçmış olabilir.
1950'li yıllarda Belediye Başkanlığı yapan Macit Rüştü Gürsoy, Dereboğazına bir gölet yapılması için Ankara'da ilgili Bakanlıklarda temasta bulunur. Gerekli etüt ve araştırmalar yapılır. Ancak yapılması istenen göletin rantabi olmayacağı kanaatına varılır ve dosya rafa kaldırılır. Halbuki bu son dönemlerde öyle yerlere göletler yapıldı ki Dere-boğazı onların yanında Baraj olur. Aradan 56 yıl gibi bir zaman geçti unutuldu gitti bile.
Bundan tahminen 7-8 yıl önce, nereden, kim tarafından nasıl olduğunu bilemiyorum, bu gölet konusu nüksetti. Birdenbire. Samsun D.S.İ. Bölge Müdürlüğü, Dereboğazında bir gölet yapılmasının mümkün olup olmadığını, bu konuda gerekli verilerin bulunup bulunmadığını tespit amacı ile Dereboğazında belirlenen uygun bir yere ölçüm istasyonu kurup yıllık akan su miktarını tespit ettiler. 5 yıl süreli ölçüm sonunda alınan raporun olumlu çıktığını o zamanki D.S.İ. Zile Şube Müdürü Sayın Rifat Fenercioğlu'ndan öğrenmiş ve çok sevinmiştik. Aradan fazla bir zaman geçmemiştiki Samsun D.S.İ. Bölge Müdürlüğünden Mühendis ve Uzmanlardan oluşan bir heyetin Zile'ye geldiğini öğrendik.
Geliş nedenleri, yapılması tasarlanan göletin Aks yerini, yani dolgu yapılacak yerini tesbite matufmuş. Araştırmalarını yaparken aralarında yakın dostlarım bulunduğu için bende yanlarında idim. Gölet Aksının yerini, çok eskiden yanan Mecnunların Un Fabrikasının alt tarafında Celal Başar kavaklığının olduğu yerde uygun gördüler. Aradan dört küsur sene geçti. Planlanması, Projelendirilmesi ve programa alınması hususunda kimlere görev düştüğü, nasıl bir yol izlendiği konusunda da hala kimseden bir bilgi alabilmiş değiliz.
Ne demişler, Şeker hazır - Yağ hazır - Un hazır, Helvayı bulamak için başta değeli milletvekilimiz Hüseyin Gülsün ve Tokat'ın çok değerli Milletvekillerine.ve Sayın Valimize Değerli Belediye Başkanımıza görevler düşmektedir.
İşte Değerli Dostlar yazımın başında da demiştim ya içim burkuldu diye, işte bu yüzden burkuldu. Yoksa Almuslulara haset ettiğimden değil. Her yer kadar sanıyorum Zilemizde layıktır bu devlet yatırımlarına. Saygılarımla
23-ekim-2008 tarihli Özahaber gazetesinde yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok: