29 Ağu 2015

(Bir 17 Ağustos Hikayesi) Abbas Kul


ÖĞRETMENİM NUR DA GELMİŞ..!

(Bir 17 Ağustos Hikayesi)

Ağustos ayları, toplumsal hafızamızda coşku ve acıların yaşandığı zaman dilimleridir. Son olarak 17
Ağustos 1999 yılı gece saat 3.15 de Marmara Bölgesinde büyük bir deprem olmuş ve 18 Bin insanımız enkaz altında kalarak, çok büyük sarsıntı ve acı yaşamıştık. 16 Ağustos ta, bu kadar cana, bu kadar yıkıma sebep olacak depremin olacağı hiç kimsenin aklının ucundan geçmiyordu. Bu acı olayın akabinde kimi aileler tamamen yok oldu, kimi aileler tarifi mümkün olmayan şekilde parçalandı. Aç ve açıkta kalanlar oldu.
Bu insanlara, gönlümüzü ve kucağımızı açmak bizlere düştü. Bu kucak ve gönül Anadolu’nun bir köyünde, kasabasında veya şehrinde vardı. Bu insanlara kucağını ve gönlünü açanlardan biri de Zile oldu. Zile’ye çok depremzede geldi. Bizler onları bize yakışır şekilde ağırladık. Hikayelerini dinleyip, acılarına bi nebze ortak olmaya çalıştık.Bu konuyu bire bir yaşamış,kıvırcık saçlı,gözleri hep gülen Nur,un hikayesini paylaşmak istiyorum..!
“1999 Ekim Ayında Sınıfıma Deprem bölgesinden bir öğrenci verileceği duyumu beni sevindirdi. Bu sevincim, gelecek öğrencinin acılarını paylaşım isteğimden geliyordu.
Öğrenci sınıfa gelmezden önce deprem konusunda, depremi yaşayan insanlar konusunda sınıfımı yeterince tatbiki olarak bilgilendirdim. Gelen öğrenciyi sınıfta ki öğrencilerim hemen kabullendiler. Onu her türlü etkinliğin içine soktular. Misafir öğrenci kısa zamanda sınıfa uyum sağladı. Misafirimizin ismi Nur,, kıvırcık saçlı gözleri gülen,” Nur” gibi bir çocuktu..Nur’un babası Zileli olduğu için, Nur Baba Annesinin yanına gönderilmişti.Depremde Nur’un ailesinden kayıp yoktu. Sınıf arkadaşlarının bir çoğunu depremde kaybetmişti.
Ailesi Nur’u deprem ortamından uzaklaştırmak amaçlı Zile’ye göndermişlerdi. Nur, konusunda ailesinden bilgiler aldım. Deprem sonrası davranışları konusunda bilgi alış verişinde bulunduk .Psikososyal olarak Nur’u iyi bir duruma getirmeye çalıştık. Pedogojik bilgilerimi uyguladım.Zaman geldi, Ders Planımda yer verdiğim “ Anlatım ve ifade“ Projesini uygulayarak, sınıfa şöyle bir soru sordum.!
” Dün neleriniz vardı,bu gün neleriniz olmasını istersiniz” ..! Amacım Nur’un depremden etkilenişinin ifade şekli idi. Öğrencilerin açıklanmasını istedikleri “Neleriniz var” sözcüğünün açılımını yaptım. Bu sorunun cevabını yazılı olarak verebileceklerini söyledim..
Her öğrenci ailesinin kendisinin neleri olduğunu, neleri olması ile ilgili isteklerini çeşitli şekilde yazılı olarak ifade etmişlerdi.
Ben, bu soruya Nur’un nasıl bir cevap vereceğini merak ediyordum. Sıra ile her öğrenciye yazdıklarını okuttum. Sıra Nur’a geldi. Ben ve diğer öğrenciler heyacanla bekleşiyorduk. Nur sorunun cevabını yazmamıştı. Gözümün içine bakıyordu. Ağlamaklı bir hal içine girmişti. Nur sen de oku demeye kalmadan:
- Öğretmenim ben yazamadım.!
- Olur sen de sözlü anlatabilirsin Nur ..!
Üzerinde taşıdığı derin acıyla bir nefes aldı.Yanaklarından süzülen göz yaşı damlacıkları silerek:
“ Öğretmenim 16 Ağustosta her şeyimiz vardı. Evimiz arabamız, kendi odam, oyuncaklarım vardı. Okulum her şeyim vardı, ama 17 Ağustosta her şeyim yok oldu. Sevdiğim sınıf arkadaşlarım depremde öldüler , öğretmenimden hiç haber alamadım .Her şeyimizi kaybettik ” diyebildi ve sözcükler boğazına düğümlendi.Kendisi ve bizleri hıçkırıklara boğdu.Kendimi tutamayıp öğrencilerimin karşısında hıçkırdığımı hatırlıyorum.Yaşanan bir acı, kısa ve öz olarak ancak bu kadar anlatılabilirdi..!
Sınıfça Nur’u teselli ettik.
Yaşadığı o Travmayı unutturma çalışmaları yaptık. Geride kalan arkadaşlarına nasıl yardımcı oluruz konusunda konuşmalar yaptık. Bu konuda Nur’a aktif görev verdim. Sınıf arkadaşları ile birlikte olup, deprem mağduru arkadaşları için Okul da yardım kampanyası başlattı, Yardım kolileri oluşturdu. Oluşturulan kolileri babası vasıtası ile deprem bölgesindeki arkadaşlarına ulaştırdı. Nur 2000 yılı mayıs ayında tekrardan yaşadığı bölgeye döndü. Zile de bıraktığı arkadaşlarına ve okuluna teşekkür mektupları yazdı.
Aradan zaman geçti 2003 yılı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramın da Sınıfca Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret için Çankaya Köşküne gittik.Çankaya Köşküne Yurdun çeşitli bölgelerinden öğrenciler gelmişti.Özellikle deprem bölgesi öğrencileri çoğunluktaydı.Kabul salonunda Sayın Cumhurbaşkanı beklenirken arka sıralardan yüksek bir ses.:
-Öğretmenim Nur da gelmiş..!
Diye bir ses yükseldi. Gelen sesin sahibi öğrencim Abdulhaluk idi. Onun için kaide kural söz konusu olamazdı.Yine kendi bildiği gibi davranmış,bütün dikkatin o tarafa çekilmesini sağlamıştı.Ortamda bulunan ulusal basın, diğer davetliler pür dikkat sesin geldiği tarafa yöneldiler. Benden önce öğrencilerim sesin geldiği bölgede bir sevgi yumağı oluşturmuşlardı. Nur’u görmüşler hasret gideriyorlardı. Bu sırada Sayın Cumhurbaşkanı salona teşrif ettiler. Bu durum Protokol amirinin de dikkatini çekmiş olacak ki. Bizlere ikaz da bulundu.
Bizde konuyu kendisine kısaca anlattık. Protokol amirinin Sayın Cumhurbaşkanına konu hakkında bilgiler verdiğini gördük. Depremzede Nur ile yolarımız bir daha kesişmişti. Hem de Türkiye Cumhuriyetinin en yüksek makamı olan Çankaya Köşkünde. Sarmaş dolaş bir buluşmamız oldu. Sayın Cumhurbaşkanın da dikkatini çekmiş olacak ki konuşmalarının arasında:
“ Biraz önce şu arka sıralarda gördüğüm manzara öğretmen öğrenci sevgisi olsa gerek sizleri kutluyorum” diyerek bizleri işaret etmiş, kabule gelen tüm öğrenci gurup ve katılımcılardan alkışlar almıştık…
Tören sonrası hal hatır sormalarımız oldu. Nur’u Cumhurbaşkanlığı Köşküne getiren gurubun öğretmenleri ile Nur hakkında konuştuk. Onların teşekkürlerini aldık.
Nur’un yaşadığı o acı günleri atlattığını duymak bizler mutlu etti. Nur Kocaeli de yaşamına devam ediyor. Bu yıl (Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü) Üniversiteyi bitirdi. Genç ,güzel bir kız, idalist bir öğretmen adayı oldu.Hikaye kahramanımızla hal hatır sormalarımız, selam ve sevgilerimiz karşılıklı devam ediyor..!”
Büyük acının küçük bir kesitini, kısa bir süre öğrencim olan Nur ile ben de yaşadım. Her Ağustos Ayı geldiğinde o günler belleğimde canlanır, istemeyerek de olsa o acılı günleri tekrar yaşarım..





28 Ağu 2015

ZİLE’DE 2.ETAP TOKİ KURA ÇEKİMİ 5 EYLÜL'DE YAPILACAK

 

Zile Belediyesi ve Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) işbirliğinde yapılan 332 konutun kura çekimi 5 Eylül' de yapılacak.
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi TOKİ Zile’de Nakkaş Mahallesi Müftü Arif Kılıç Caddesi eski terminal alanında 7 bloktan oluşan 332 adet 3+1 ve 2+1 şeklinde yapılan konutların çekilişi 5 Eylül Cumartesi günü Saray sinema salonunda saat 10:00'da yapılacaktır.
Sözleşme tarihi ayrıca bildirilecek olup çekilişte herhangi bir ücret yatırılmayacaktır. Şerefiyelendirilmiş konut bedelleri ise çekiliş günü hak sahiplerine bildirilecek olup çekilişe katılamayacak olan hak sahiplerinin çekilişleri noter tarafından yapılacaktır.

25 Ağu 2015

Şehit Astsubay Kenan Ceylan'ı, Zile'de 5 bin kişi Uğurladı

http://public.fotki.com/zelanakkas/zleden-resml-haberler/ehit-astsubay-kenan/?view=roll#2 
 
Şehit piyade astsubay üstçavuş Kenan Ceylan'ın cenazesi sabah saatlerinde Zile Devlet Hastanesi morgundan alınarak Zile Cemevi'ne getirildi. Burada şehit astsubayın yakınlarından helallik alınarak dua edildi. Şehidin annesi Güner ve kız kardeşi tıp fakültesi öğrencisi Güner Ceylan, ay-yıldızlı bayrağa sarılı tabuta sarılarak gözyaşlarına boğuldu. Şehidin emekli polis olan babası Tekin Ceylan teröre tepki göstererek, "Allah onlara da aynı acıyı yaşatsın. Bize verdi onlara da versin. Demek ki Allah bize nasip eyledi. Görüşeli 2 ay olmadı. 'Baba hakkını helal et ben gidiyorum' dedi. Ben de 'Helali hoş olsun yavrum' dedim" diye konuştu.

CENAZEYE 5 BİN KİŞİ KATILDI

Cenaze daha sonra töreninin yapılacağı Zile Kaymakamlığı önüne getirildi. Burada şehit astsubay Kenan Ceylan'ın özgeçmişi okunarak cenaze namazı kılındı. Namaza Tokat Valisi Cevdet Can, Ak Parti Tokat Milletvekili Coşkun Çakır ve Celil Göçer, MHP Tokat Milletvekili Abdurrahman Başkan, Sivas Garnizon Komutanı Tuğgeneral Fatih Celaleddin Sağır, Tokat Jandarma Bölge Komutanı Albay Adnan Arslan, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin ve şehidin ailesi ile yaklaşık 5 bin kişi katıldı.

Cenaze namazında şehidin Şanlıurfa'da banka müfettişi olan ağabeyi Kemal Ceylan'ın güçlükle ayakta durduğu görüldü. Ağabey Ceylan'ı, babası Tekin Ceylan sakinleştirdi. Cenazeye katılanlar dev Türk bayrağı açarak 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' slogan attı. Cenaze namazının kılınmasının ardından şehidin naaşı cenaze aracına konularak ilçeye bağlı Kızılca Köyü'ne götürülerek toprağa verildi.

Şehit astsubay üstçavuş Kenan Ceylan'ın kendi isteği ile köyünde toprağa verildiği ortaya çıktı. Şehit astsubay Ceylan'ın ailesine, "Şehit olursam beni mutlaka kendi köyümde toprağa verin" diyerek vasiyette bulunduğu öğrenildi.

20 GÜN ÖNCE HAKKARİ'YE GİTTİ

Ceylan ailesinin 3 çocuğundan ortancası olan şehit piyade astsubay üstçavuş Kenan Ceylan'ın Kırklareli iline bağlı Babaeski ilçesinde görev yaptığı, Ağustos ayı yaz kararnamesiyle Hakkari'ye tayininin çıktığı öğrenildi.
Bekar olan şehit astsubay Ceylan'ın, 20 gün önce Hakkari'ye giderek görevine başladığı öğrenildi.

DHA

Şehit Haberi, Zileli Piyade Üst Çavuş "KENAN CEYLAN"


BU GÜN HAKKARİ ŞEMDİNLİ DE ŞEHİT OLAN HEMŞEHRİMİZ (KIZILCA KÖYLÜ) PİYADE ÜST ÇAVUŞ "KENAN CEYLANA" ALLAH TAN RAHMET AİLESİNE VE SEVENLERİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUZ ,
ŞEHİDİMİZ YARIN 25 AĞUSTOS 2015 SALI GÜNÜ ÖĞLEN SAAT 13:00 DA HÜKÜMET KONAĞI ÖNÜNDE DÜZENLENECEK TÖRENE MÜTAKİBEN KIZILCA KÖYÜNDE TOPRAĞA VERİLECEKTİR

24 Ağu 2015

Vefat Haberi "Mahmut Atagenç"


"Mahmut Atagenç"
Rahmetli, İhsan Atagenc'in (lokantacı) oğlu (D-1941)
Aliosman Atagenç ve Mustafa Atagenç'in kıymetli babaları,
Zile'nin Esnaf ve Eşraflarından ,Kıymetli abimiz ,değerli insan "Mahmut Atagenç" senelerdir muzdarip olan hastalıktan kurtulamayarak, Hakkın Rahmetine dün gece kavuşmuştur (23.08.2015)
Cenazesi bugün (24/08/2015) öğle namazı mütakiben musallada kılınacak cenaze namazından sonra"Zile asri mezarlık"ta toprağa verilecektir,

Merhuma Cenab-ı Allahtan rahmet diler,
yakınlarına ve tüm sevdiklerine başsağlığı,
Ailesine sabırlar dileriz.

21 Ağu 2015

2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı Ders Ücreti Karşılığı Ücretli Görevlendirme Başvuruları Başladı

 


2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı Ders Ücreti Karşılığı Ücretli Görevlendirme Başvuruları
20/08/2015 ve 31/08/2015 tarihleri arasında
Aşağıdaki linke tıklayarak yapılacaktır.
Başvuru yapılmadan Önce Başvuru Metninin mutlaka okunması gerekmektedir.

NOT: BAŞVURU YAPABİLMEK İÇİN GOOGLE HESABINIZI AÇINIZ. YOKSA SİSTEM BAŞVURUYA İZİN VERMEYECEKTİR

DUYURU METNİNİ OKUMAK İÇİN : TIKLAYINIZ

GMAİL´e GİRİŞ YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ

NOT : GİRİŞ YAPTIKTAN  SONRA  AŞAĞIDAKİ LİNKTEN BAŞVURUNUZU YAPABİLİRSİNİZ.

BAŞVURU YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ

13 Ağu 2015

Su Akar ,Zile Bakar,Ovalarımız Susuzluktan Yanar...

 

Çekerek (Süreyyabey) Barajı
"Aradan 3 yıl geçti ortada somut bir adım yok"
 Bekir ALTINDAL/Araştırmacı/22 Mar 2012/Tarihli Makalesi,
SÜREYYABEY BARAJI’NDAN ZİLE-MAŞAT-REŞADİYE OVALARI SULAMA PROJESİ

Bu satırların yazarını takip eden hemşehrilerim bilirler; Süreyyabey Barajı ve Zile-Maşat-Reşadiye ovalarının sulanmasıyla ilgili olarak 1994 yılından beri defalarca yazdık. Bu yazılarımızda, bu büyük yatırımın Zile ve Zile köyleri için ne kadar hayati önem taşıdığını, Zilelilerin bu projeyi takip etmelerini vurguladık.
Barajın planlanmasında, ilk projelerinin yapılmasında emeği geçen Sayın Süreyya Bedestenlioğlu, Devlet Bakanı Sayın Metin Gürdere ve Milletvekilimiz Sayın Talat Sargın Beylere bir daha hürmet ve teşekkürlerimi iletmek, Süreyya Bey’i rahmetle yad etmek istiyorum.
DSİ Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinde 23 Kasım 2011 tarihinde Süreyyabey Barajı’nda su tutma işlemi töreninin yapıldığı, Yozgat-Tokat-Çorum-Amasya illerinde 65.323 Hektar arazinin sulanacağı belirtilmektedir.
1998 yılında ihalesi yapılan barajın 1999 yılı yatırım programında sulayacağı alan 65.323 hektar olarak verilmiş olup 2002 yılı yatırım programında (10 Ocak 2002 tarihli Resmi Gazete Mükerrer Sayfa: 15) ise sulanacak alan 42.027 hektar olarak verilmektedir.
Barajın sulama projelerinin Zile bölümü ile ilgili olarak DSİ Genel Müdürlüğü’ne yazdığımız yazıya DSİ 7. Bölge Müdürlüğü’nden cevap verilmiştir. Bu vesile ile DSİ Genel Müdürlüğü ile DSİ 7. Bölge Müdürlüğü’ne teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.
DSİ Genel Müdürlüğü’ne yazdığımız yazı ve aldığımız cevap aşağıda verilmiştir.

DSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

Yerel araştırmacıyım. Zileliyim. 1990'lı yıllarda projesi yapılan Süreyyabey Barajı ile ilgili olarak yerel çalışmalarımda birkaç defa yazı yazmıştım. Bu barajın sulama üniteleri Zile'miz için büyük önem taşımaktadır. Vereceğiniz bilgilerden yazılarımda faydalanmak istiyorum.
1- Sitenizde Süreyyabey barajı bitimi 2004 olduğu görünmektedir. Bu bağlamda; 2012 yılı başı itibariyle baraj su tutmaya başlamış mıdır?
2 - Barajdan itibaren Zile ve Zile sınırları içindeki ovaları sulayacak kanalların ihalesi yapılmış mıdır? Yapılmışsa tarihi nedir? İhale yapılmışsa 2012 yılı için ödenek tahsis edilmiş midir? Yapılmışsa bitiş tarihi nedir?
3 - Zile ilçesi sınırları içinde kaç hektar arazi sulanacaktır?
4 - Baraja bağlı Amasya sınırları içinde kanallar yapılmış mıdır? Yapılmışsa tarihi nedir? Yapılmışsa Zile ile Amasya'nın eş zamanda yapılmamasının sebebi nedir?
Arz olunur. 01.03.2012
Bekir ALTINDAL
Araştırmacı

DSİ 7. Bölge Müdürlüğü
Yapılan inceleme sonucunda; Amasya ve Tokat illerini de kapsayan Yeşilırmak havzasındaki Aşağı Çekerek projesi kapsamında bulunan Çekerek (Süreyyabey) Barajında depolanacak su ile Amasya İli’nde Geldingen Ovası’nda Bağlar regülâtörü aracılığıyla sol sahil de 9500 hektarlık alan ve sağ sahilde 6000 hektar alan, Tokat İli’nde barajdan sulama tüneli vasıtasıyla Zile Ovası’nda 6 332 hektarlık alanın sulanması sağlanacaktır.
Geldingen Ovası (Amasya) Sol sahil sulamasını besleyen S0 Anakanalı İnşaatının ilk 20 km si önceki yıllarda ihale edilerek bitirilmiştir.S0 Anakanalının geriye kalan 40 km si ise 2013 yılı sonu itibari ile tamamlanacaktır. S0 Anakanalının şebekesi ve Sağ sahil S1 Anakanalı ve buna ait Şebeke projelerinin yapım işi ise 2012 yılında ihale edilecektir.
Proje kapsamında Tokat İli’nde barajdan sulama tüneli vasıtasıyla Zile Ovası’nda 6 332 hektarlık alanın sulamaya açılması planlanmakta olup revize planlama ihalesi 2011 yılında yapılmış ve devam etmektedir. Planlama revizyonu neticesinde proje ihalesi ve buna müteakip inşaatı ihalesi yapılacaktır.
Projenin su kaynağı olan Çekerek (Süreyyabey) Barajı 1998 tarihinde ihale edilmiştir. Barajın fiziki gerçekleşmesi % 99 mertebesinde olup su tutmaya hazır hale getirilmiştir. 14 Mart 2012

1990’lı yıllarda projelerini inceleyerek yazdığımız yazılarda, Maşat ve Reşadiye ovalarında 7.612 hektar, Zile Ovası’nda 5.356 hektar arazinin sulanacağını belirtmiştik. Alınan cevabı yazıda ise Zile Ovası’nda 6.332 hektar alanın sulanacağı belirtilmektedir. Yine yazıdan, daha önceki planlamalarda belirtilen sulanacak alanın revize edildiği, revize planlama ihalesinin devam ettiği, sulama kanallarının ihalesinin ise henüz yapılmadığı, buna mukabil Amasya sınırları içindeki sulama kanallarının bir kısmının bittiği, bir kısmının 2013 yılında biteceği ve bir kısmının da 2012 de ihale edileceği anlaşılmaktadır.
Yani işin özü; Zile ile ilgili sulama tüneli ve kanal revize planlaması yapılmış, olup henüz inşaat ihalesi yapılmamıştır. Tünel ve kanal ihalesinin ne zaman yapılacağı da planlama ihalesine bağlıdır.Zile Ovası’nda sulanacak arazi 6.332 hektar olarak belirtilmektedir. Bu arazi sadece Zile Ovası mı? Yoksa Maşat ve Reşadiye ovalarını da kapsıyor mu? Bilemiyoruz.
Alınan cevabı yazıdan anlaşıldığı üzere Barajla ilgili Amasya sınırları içindeki sulama kanallarının bir kısmı daha önce bitirilmiştir.
1998 yılında ihalesi yapılan barajın yapımı ile ilgili olarak (Zile ve Turhal ovalarını sulayacak olmasına rağmen) maalesef Tokat olarak gerekli önem verilmediğini ve takibinin yapılmadığını düşünüyorum. Zaman içinde yazılarımızda da bu konuyu gündemde tutmaya çalıştık.
İki-üç yıl önce haberlerde Barajla ilgili sulama kanallarının Amasya Milletvekilleri, Amasya Valisi ve Belediye Başkanı’nın katıldığı törenle açıldığını okuyunca içim cızz etti.
Şimdi ise memnuniyetle aldığımız haberlere göre Hemşehrimiz İstanbul Milletvekili Sayın Harun Karaca Bey’in Süreyyabey Barajı sulama üniteleri ile ilgili çalışma ve projelerinin takibini yaptığını, Zile’nin ve Zilelilerin, Zile köylerinin makus talihini değiştireceğine inandığımız, Zile tarihinin en önemli projesine sahip çıktığını öğrendik. Eğer Zile’ye bir hizmet yapılacaksa yine bu hizmet ve hizmetleri Zile’nin yetiştirdiği kendi evlatlarının yapacağını düşünüyoruz.
İnşallah Hemşehrimiz Milletvekili Sayın Harun Karaca Bey’in girişim ve ilgileriyle, birkaç yıl içinde Zile-Maşat-Reşadiye ovalarında kanalları, bu kanallardan sulanan, bereket fışkıran toprakları görmeyi düşlüyorum desem katılır mısınız bu hülyâma?

12 Ağu 2015

BAŞKAN VİDİNEL'DEN KAYMAKAM ERMİŞ'E HOŞGELDİNİZ , ZİYARETİ..

 

Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel İlçeye atanan Kaymakam Erdoğan Turan Ermiş'i ziyaret ederek hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. 
Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel Zile Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş'i ziyaret etti. Hayırlı olsun dileklerini ileten başkan Vidinel Sayın Kaymakamımızla birlikte yapacağımız çalışmalarla Zile’yi hak ettiği konuma getireceğiz dedi.

6 Ağu 2015

"Sivekar Meral" Hanımefendi Vefat Etmiştir





Zile Sanai eşraflarından rahmetli "Ahmet Meral"Abimizin Sevgili eşi,
Lütfiye,Yüksel,Şükran,Türkan Hanımların Anneleri,
Osman Gökay,Selahattin Mazman,Mehmet Kuşçuoğlu ve Ahmet Gürün kayınvalideleri,
Eski İstanbul Zileliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Rabia Kuşçuoğlu ve
İstanbul Zileliler Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fuat Gökayın anneanneleri,
"Sivekar Meral" Hanım,
Uzun Süren Müzdarip hastalıktan kurtulamıyarak,
Hakkın Rahmetine Kavuşmuştur,
7/Ağustos/2015 Cuma Günü ,Cuma namazından sonra musallada kılınacak cenaze namazından sonra "Zile Asri mezarlıkta" toprağa verilecektir.
Zile Haber , Merhum’a Allahtan rahmet, aile ve yakınlarına sabırlar dileriz.

İrtibat Telefon  :Fuat Gökay (0 532 711 25 75)

3 Ağu 2015

Zile'den 6 Ay diye Gitti. 26 yıldır Osmanlı Arşivinde

Osmanlı Arşivlerinin Dua Güyan’ı Ahmet Nezih Ataolur

86 yaşındaki Ahmet Nezir Ataolur, imamlıktan emekli olduktan sonra başladığı Başbakanlık Devlet Arşivleri Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’nda 26. çalışma yılını dolduruyor. Arapça, Farsça ve Osmanlıca’yı iyi bilen ve aynı zamanda hafız olan Ataolur, her sabah işe başlamadan önce 2 cüz Kur’an okuyup Osmanlı arşivlerinde çalışanların ruhlarına ve geçmişlerine bağışlıyor.

Bir çoğumuz genç yaşımızda oturduğumuz yerden kalkamazken, yaşam enerjisi ve yaşam felsefesiyle cümle aleme ders veren biri var; Ahmet Nezir Ataolur. Yani Osmanlı Arşivleri'nin Ahmet amcası. Yasaklara rağmen çocukluğunda hafızlıkla başlayan İman- Kur'an yolculuğunu adeta yaşayan bir Kur'an gibi sürdürüyor. Her olayı anlatmaya başlarken bir ayet ya da hadisle taçlandıran, Ahmet Nezir Atalour, “Ben her işi bitirdim diyenin zevali yaklaşmıştır. Emekli olmak diye bir şey yok” diyor. Osmanlı Arşivinin kataloglanması çalışmasında görev alan Ataolur, berrak hafızasıyla bütün isim ve tarihleri hatırlıyor. İş arkadaşları, 'Ahmet Amca'larını hem çok seviyor hem de çok hürmet gösteriyorlar. Onun için “O bizim dua güyanımız” (Osmanlı'da bazı kurumlarda tek işi dua etmek olan çalışanlara verilen isim) diyorlar. Çünkü Ahmet Amca her sabah işe başlamadan önce 2 cüz Kur'an okuyup Osmanlı Arşivlerinde çalışanların ve geçmişlerinin ruhlarına bağışlıyor. Herkes için dilinden duayı düşürmüyor. Ataolur ile maceralı hayat hikayesini konuştuk.

3 GÜNDE HATİM YAPIYOR

Ataolur ilk derslerini “Efendi baba” dediği, medrese eğitimli bir hafız olan babasından alır. “Onun yanında otururken başım hiç açık olmaz, ellerim dizlerimde, gözüm onun gözlerinde, dikkatle bakardım. Bu terbiye ile yetiştim” diyen Ataolur'un Kur'an'la haşır neşirliği, doğduğu Tokat Zile'nin Ulu Cami'sinde 5- 6 sayfa Kur'an-ı ezbere okuyan bir hafızı görüp özenmesiyle başlar. Ataolur, “Babama 'Nasıl ezberlemiş. 5 sayfa ezbere Kur'an okudu. Hayret ettim' dedim. Babam 'Hafız zaten Kur'an-ı ezberleyen kişilere denir' dedi. Gittim Kur'an-ı elime aldım. Bu nasıl ezberlenir ki diye sordum kendi kendime. Babama 'Ben heves ediyorum ezberleyebilir miyim' dememle hafızlık eğitim başladı” diyor. Babası onu âmâ hafız Sabri Bayır'a yollar. Hocası, “Oğlum seni öyle bir hafız çıkaracağım ki camide günde 10 cüz okuyup 3 günde Kur'an'ı Kerim'i hatmedeceksin” der. Ancak zaman da Kur'an eğitiminin yasaklı, ezanın Türkçe, Zile'deki camilerin buğday deposu ve askeri karargaha çevrildiği yıllardır. Gizli gizli başlayan hafızlık eğitimi, gizli gizli devam eder. Öyle bir zamandır ki Ataolur, Kur'an-ı Kerim'i alıp karşı komşuya götüremez. Kur'an okumak “tehlikeli”dir. Ama bir yandan Kur'an okuyanları halk el üstünde tutar.

MANEVİ TORPİLLİ

Yıl 1950 olduğunda ders aldığı Amasya Müftüsü Kars'a gitmesini salık verir ve tanıdığı Kars Müftüsüne bir tavsiye mektubu yazar. Babasının bir arkadaşı da esnaftan Sadık Ece'nin adını verir. Ataolur düşer Kars yollarına. "Gece oluyor, gündüz oluyor, gece oluyor, gündüz oluyor, hala yoldayım” diye anlattığı bir yolculuktan sonra Kars'a vardığında bir sürpriz beklemektedir onu. Kars müftüsü yıllık izindedir, Sadık Ece de mal almak için İstanbul'da. Elinde bavuluyla, hiç bilmediği bir yerde kalakalan Ataolur'un aklına “Herhangi bir konuda zor durumda kalırsanız büyük zatların kabrine gidip dua edin” nasihati gelir. Evliyadan kimse var mı sorar, hemen caminin önündeki mezara giderek bir Yasin-i şerif okur ve bağışlar. Ardından “Allah'ım bu velinin yüzü suyu hürmetine yardım et” diye dua eder. Daha duası bitmeden, Ataolur'un deyimiyle, 'manevi torpil' işler ve müftülüğün katiplerinden biri koşarak gelir. “Hafız, Arpaçay'dan bir hafız istiyorlar. Seni göndereceğiz” der. Bir kamyona bindirdikleri Ataolur böylece göreve başlar.

GENERALLERE NAMAZ KILDIRDI

Bir yıl sonra bir öğretmen Sivas'a gittiğini, orada hafızlara ihtiyaç olduğunu söyler. Ataolur bavulunu toplar, "Tevekkeltü alallah" diyerek trene binip gider. Bir camiye girip cemaate Kur'an okur. Cami çıkışı 'hafız' diyerek biri yapışır eline. “Ben buranın Kur'an Kursu hocasıyım. Beni Kütahya'dan istediler. Oraya gideceğim. Size bazı evler göstereyim. Günü gelince oralara gidip mukabele okuyun” der. Göstediği evler emekli kaymakam belediye encümen üyesi Hamdi Kiper, Albay askeri doktor Şevket Bora'nın evleridir. O günler gelince gidip, albay, yarbay eşlerine mukabele okur. Bir akşam Şevket Bora “Generalleri davet ettim, Kadir gecesinde buraya gelecekler. İftara siz de buyrun hep beraber yapalım” der. O akşam Tümgeneral ve diğer görevliler askeri kıyafetleriyle gelir. İftar sonrası "Buranın amiri sizsiniz" diyerek namaz kıldırmasını isterler. Ataolur imam olup teravihi kıldırır. Teravih bitince General Ataolur'a “Hocam biz de Arapça biliriz. Molla camiye kadar ders aldık” der.

6 AY DİYE GELDİ 26 YIL OLDU

Askerlikten sonra memleketine dönen Ataolur çevresinin ısrarları üzerine istemediği halde imamlık yapmaya başlar çünkü kendisinden başka hatimle namaz kıldırabilecek kimse yoktur. Vazifeye başlar. Hatimle namaz kıldırır, mukabele okur, 25 sene vazife yapar. Emekli olduktan sonra bir gün Zile kütüphane müdürü, “İlanı gördün mü” diyerek Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne sınavla Arapça, Farsça, Osmanlıca bilen eleman alınacağı ilanını gösterir. Emekli memurlar da alınmaktadır. Kardeşi üzülüp, “Abi İstanbul'a mı gideceksin” diye sorunca “Gideyim İstanbul'u da bir göreyim. Artık bir ay mı olur altı ay mı olur kalır gelirim” diye yola çıkan Ataolur'un 26. Senesi. Zira mülakatta okuması için verilecek belgeyi karşıdan görünce “Mührün üstünde Musul vilayeti yazıyor” deyip mülakat heyetini hayrete düşürecek kadar Osmanlıcaya vakıf. Zaten kendi notlarını da Osmanlıca tutuyor.

21 sene sonra ilk hafız oldu

Ahmet Nezir Ataolur hafızlığı 1946 yılında bitirir. Hafızlığını ilan etmek için hocası Ulu Cami'de Kur'an okumasını ister. Diyanet İşleri Başkanlığı'na resmi bir yazı ile talepte bulunur. Camide Kur'an okumak için izin istenmektedir. Bu izin tam 6 ay sonra gelir. O güne kadar hocasına her gün 5 cüz okuyan Ataolur hazırdır artık. Sabah namazından bir saat önce camiye doğru yola çıkarlar. Ataolur oturur, gözlerini kapatıp besmelesini çeker ve baştan okumaya başlar. Gerisini Ataolur'dan dinleyelim: “Başladım okuyorum. Tam o esnada bir gürültü bir patırtı. Neyin nesi bu acaba diyerek gözümü açtım. Bir baktım ki teğmen, yüzbaşı, subaylar karşımda. Ellerinde mendil, gözyaşı döküyorlar. Meğer benim hafız çıktığımı duymuşlar. Koşarak camiye gelmişler. 21 senedir hiç hafız çıkmıyormuş, hafızlık kapısı kapanmış. 21 sene sonra kapıyı ben açmışım. Gözyaşlarının sebebi oymuş” Ataolur hocalarının elini öperek dualarını alır. Bundan sonra hafızlığıyla halktan her zaman teveccüh görecektir.

ZANAATİ SAATÇİLİK

Babasının bel kayması yaşamasıyla 2 yıl yatağa mahkum olması Ataolur'un babasının yerine camide en genç imam olarak görev yapmasına neden olur. Bu arada Zile müftüsü Arif Kılıç'tan gizli gizli Arapça dersleri alır. 2 yıl sonunda Müftü Kılıç, “Evlat, teşkilat öğrenmiş ders verdiğimi. Hepimizi hapse atarlar.Artık ders veremem” der. Ataolur çok üzülür ama Amasya'da saatçilik yapan amcazadesi imdada yetişir. Ataolur'u yanına alıp hem saatçiliği öğretir hem de valinin izniyle ders veren Amasya müftüsünden ders aldırır. Arapça ve saatçilik zanaatini öğrenen Ataolur bundan sonra Saatçi Hafız diye de anılır çevrede. Feraiz ilmi ve Kaside-i Bürde derslerini ve icazetini de bu öğretmeninden alır. Tarihi saatlerin tamiri üzerine uzmanlaşır. Saatçilik mesleği askerde de çok işine yarayacaktır. Askerlerin, komutanların saatlerini toplayıp tamire götüren Ataolur geç saatlerde kışlaya gelse de sorun olmaz. Kapıda Ataolur'un parolasi "Saat"tir.

Böbreğimi aldılar sevindim!

"Allah'ın peygamberlere, evliyaya sevdiği için bir musibet verdiğini düşünerek dua ederdim, 'Bana niye musibet gelmiyor Cenabı Allah beni sevmiyor mu' diye üzülüyordum. Sonra basit bir karın ağrısı başladı. Doktora gittim. Böbreğimin biri iflas etmiş. Acil ameliyat olmam gerekiyormuş. Allah bir hastalık verdi diye öyle sevindim ki! Eve geldim anlatıyorum. Evdekiler iki gözü iki çeşme ağlıyor. Bir böbreğimi aldılar. Ben çok mutlu oldum. Başına bir musibet gelecek müminin. Sonradan Cenab-ı Allah'tan iyi şeyler istemek gerektiğini anladım bu duayı bıraktım."

Şule Yüksel'i Zile'ye getirdi

"Şule Yüksel Şenler'in konferans verdiğini duydum. Mektup yazdım 2 tane. 'Sizi Zile'ye davet ediyorum' dedim. Cevap gelmedi. Bir sene sonra bir mektup geldi bana. 'Şule Yüksel Şenler Kayseri'de konferans verecektir. Şule Hanım'ı almak üzere acele Kayseri'ye gelin' diye. Mektuplarım üzerine Zile'ye gelecekmiş. Kayseriye gitmek bir mesele o zaman. Araba kullanan birini bulduk, birinin de cipini ödünç aldık. Gittik. 'Şule Hanım gelemez' dediler. Çok üzüldüm. Biz ilan etmiştik gelecek diye. Meğer annesi kriz geçirmiş. Hastaneye kaldırmışlar, o da başucunda gözyaşı döküyor. Ayılır ayılmaz 'Kızım konferans verdin mi' diye sormuş. Şule Hanım 'Annecim seni kaybediyorduk ne konferansı' deyince annesi de 'Konferans vermezsen sütümü helal etmem' demiş. Böylece Şule Hanım hem Kayseri'de hem de gelip Zile'de konferans verdi. Kardeşi Üzeyir beye 'Çok lüks bi arabamız yok. Kusura bakmayın' dedim. 'Kağnıyla bile olsa gideriz. Biz bu davanın adamıyız' dedi.v

Kayıplar ondan sorulur

"1951-52 senesinde Balıkesir'e askere gittim. Orada bir arkadaş geldi dedi ki 'Hocam bizim halimize niye acımıyorsun. Subayın silahı çalındı. Siz çaldınız diye bir haftadır 10 kişiyi sıra dayağına çekiyor. Bundan kurtulmanın çaresi yok mu. Bizi kurtar' dedi. ' Askerlikte yasaktır böyle şeyler olmaz. Subayın haberi olması lazım' dedim. Hemen gidip subaya söylemiş. O da 'Böyle bir marifeti varsa hiç durmasın. Beni silahı çaldırdı diye divanı harbe verecekler' demiş. 'Olmaz' dedim, 'Yüzbaşıyla, binbaşının da haberi olsun.' Onlara da haber vermişler. Karargahı tahliye ettirdim. 12 bin kere Ali İmran suresinden "Rabbenâinnekecâmiunnâsili yevmin lâ raybefîh(fîhî), innallâhe lâ yuhlifulmîâd" ayetini okudum. 3. gün silahı getirip masanın üzerine koymuşlar. Aradan 2 ay geçti, yüzbaşı geldi. 'Hocam başımızdan geçenden haberin var mı? Kantinden 150 lira çalmışlar. Bulamıyoruz. Ben ödemek zorunda kalacağım. Bize de oku' dedi. Onlara da okudum. 135 lira getirip masaya bırakmışlar."

Vefat Haberi " SUNAR ERYİĞİT"

POLİSLİKTEN EMEKLİ "SUNAR ERYİĞİT" HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞMUŞTUR CENAZESİ BU GÜN ( 3 AĞUSTOS) İKİNDİ NAMAZINDAN SONRA DEFNEDİLECEKTİR,
DOST VE AKRABALARINA DUYRULUR..
MERHUMA RAHMET,DOST VE AKRABALARINA BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ..

31 Tem 2015

Zile'den Güzelbeyli köyüne trenle yolculuk


KAYMAKAM NURİ ÖZDER'İ, YENİ GÖREV YERİ BALIKESİRE UĞURLADIK

 

Balıkesir Altıeylül ilçe Kaymakamlığına atanan Nuri Özder ilçe'den ayrıldı.

Zile'den güzel anılarla ayrıldığını belirten Özder, "4 yıldır hizmet ettiğim Zile'nin gönlümde ayrı bir yeri oldu. İlçe protokolünden, vatandaşlara kadar görev süresi boyunca gösterdikleri ilgi ve destekten dolayı herkese teşekkür ediyorum" dedi.

Zile'ye hizmetlerinden dolayı Kaymakam Nuri Özder'e teşekkür eden Belediye Başkanı Lütfi Vidinel de, "Görevindeki hassasiyetle, halkla kaynaşmasını iyi bilen bir insan olarak daha nice başarılara imza atacağından eminim" diye konuştu. Kaymakam Nuri Özder'i Belediye Başkanı Lütfi Vidinel, Daire amirleri uğurladı.